yenilenebilir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yenilenebilir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Amazon Enerji İşine Giriyor.




Amazon önümüzdeki yıl itibariyle Teksas’da 253 megawattlık bir rüzgar türbini çiftliği kuracak ve bu proje doğrultusunda enerji üretmeye başlayacak.






Bu proje Amazon’un bugüne kadar yaptığı en büyük yenilenebilir enerji projesi olacak. 2017’nin sonuna doğru açılacak olan çiftlikte her yıl 1.000.000MWh enerji üretilecek. Bu da ortalama 90.000 evi bir yıl boyunca aydınlatmaya yetecek bir miktar.Şirketler Yenilenebilir Enerjiye Geçiyor

İnternet devinin bulut bilişim şirketi AWS’nin bazı bölümleri tamamen yenilenebilir enerji ile çalışıyor. Şirket Ocak ayında Pattern Energy Group ile beraber 13 yıllık bir anlaşmaya imza atarak Indiana’da 150 MW saatlik bir çiftlik daha kuruyor. Bundan 6 ay sonra ise bu seferde North Carolina’da 208MW saatlik bir çiftlik kurmaya başladı.
Teknoloji devleri yavaş yavaş yenilenebilir enerjiye geçmeye başladı. Facebook’un İrlanda’da kuracağı yeni veri merkezi tamamen rüzgar enerjisi ile çalışacak. Apple güneş enerjisi çiftlikleri kuruyor. Microsoft ve Google’da rüzgar enerjisine büyük yatırımlar yapıyor.
Read More

Elektrik üretiminin yüzde 99’unu yenilenebilir enerji O Ülke Kosta Rika


Kosta Rika, İspanyolcada zengin sahil anlamına gelen, dünyanın en yeşil ülkelerinden biri. İsmiyle müsemma olan ülkedeki doğal güzellikler, görenleri kendisine hayran bırakıyor.
Çoğu ülkenin aksine, Kosta Rika, kendisine bahşedilmiş bu güzelliğe sahip çıkıyor ve gelecek nesillere olduğu gibi bırakabilmek için elinden geleni yapıyor.
Temiz ve yenilenebilir enerji kullanımını bir devlet politikası olarak uygulayan ülke, 2011 yılında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından sürdürülebilir çevre politikaları konularında örnek gösterilen bir ülke oldu.

2021’de sıfır karbon salınımına ulaşmayı hedefleyen Kosta Rika, kendi ürettiği elektriğin büyük bir kısmını çevre dostu 4 hidroelektrik santralden karşılıyor. Kosta Rika Elektrik Enstitüsü (ICE)’nün verilerine göre 2015 yılında kullanılan enerjinin yüzde 80’i hidrosantrallerde üretildi. Bu yönüyle yenilenebilir enerji kullanımında, fosil yakıtlara bel bağlamış ülkeler için çok güzel bir ilham kaynağı. Ancak Orta Amerika’nın bu küçük ülkesinin uygulamalarını örnek almak, çevreyi acımasızca kirleten büyük ülkeler için bir hayli zor olacak gibi duruyor.





Eylül ayının başında elektrik tedarikçisi bir firmanın yaptığı açıklamaya göre, ülkede 2016 yılının başından itibaren toplam 150 gün, elektrik ihtiyacı için sadece yenilenebilir enerji kullanıldı. Aynı zamanda Kosta Rika Elektrik Enstitüsü (ICE), ülkede 16 Haziran-2 Eylül tarihleri arasında kesintisiz olarak 76 gün boyunca, hiçbir karbon kullanılmadan sadece yenilenebilir enerji kaynakları ile elektrik üretildiğini açıkladı.
Latin Amerika ve Karayipler Ekonomik Komisyonu’nun verilerine göre, 51.100 km²’lik yüz ölçümü ve 4,9 milyon nüfuslu ülkede, 2015 yılında yaklaşık olarak 10.713 gigawatt’lık elektrik tüketildi. Karşılaştırıldığında, 2015 yılında Türkiye’deki elektrik üretimi, Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ)’ın verilerinden yapılan derlemeye göre, 264.000 gigawatt olarak tespit edildi. Ülkemiz için tüm zamanların en çok elektrik tüketilen yılı kabul edilen 2015 yılında, kullanılan elektriğin yüzde 2,8’i ise komşu ülkelerden ithal edildi.
Read More

Portekiz 4 Gün Boyunca Yenilenebilir Enerji Kullandı.


Ülkede 7-11 Mayıs tarihleri arasında sadece güneş,rüzgar ve hidroelektrik santrallerinde üretilen enerji kullanıldı. 
Portekiz 7 Mayıs günü sabah yerel saat ile 6.45 ile 11 Mayıs çarşamba günü 17.45 'e kadar sıfır emisyon üretti. Sıfır emisyon ile bir dönüm noktasına imza atan Portekiz 107 saat boyunca sadece yenilenebilir enerjiyi kullandı. İlk kez bu kadar uzun süre yenilenebilir enerji kullanılmış oldu. 
Geçmişte kömür ve doğalgaza bağımı olan Portekiz, yenilenebilir enerji kaynakları olan güneş, rüzgar ve hidroelektrik kullanımını arttırmak için büyük çaba sarf ediyor. 
Havanın ısındığı ve sıcaklığın arttığı yaz mevsiminde temiz enerjiden daha fazla yararlanılması ve tüketilmesi umuluyor. 

YENİLENEBİLİR ENERJİ KULLANIMI ARTIYOR 

Almanya'da 15 mayıs günü, tüm elektrik ihtiyacını temiz enerjiden karşıladığını duyurdu. Yenilenebilir enerji tüketim eğiliminin Avrupa'da giderek yaygınlaştığına dikkat çekiliyor. 

Bugün sıra dışı olarak görülen bu durumun önümüzdeki bir kaç yıl içerisinde olağan sayılacağına işaret ediliyor. 

2015 yılında Danimarka'da elektrik ihtiyacının yüzde 42'si , İspanya'da yüzde 20'si , Almanya'da yüzde 13'ü ve İngiltere'de yüzde 11' i rüzgar enerjisinden sağlandı.
Read More

“Dışa Bağımlılığı Azaltmak İçin Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Kullanmalıyız“

İstanbul Aydın Üniversitesi(İAÜ) bünyesinde bulunan EPPAM (Enerji Politikaları ve Piyasaları Uygulama ve Araştırma Merkezi) tarafından düzenlenen “Türkiye Enerji Forumu” ile birçok akademisyen bir araya gelerek enerji konusu kapsamındaki değerlendirmeleri masaya yatırdı.
Konusunda uzman akademisyenlerin bir araya gelerek başta yenilenebilir enerji kaynakları olmak üzere Türkiye'nin enerji kaynakları, petrol piyasası ve enerji güvenliği gibi konular tartışıldı. 

EPPAM Başkanı Yrd. Doç. Dr. Filiz Katman  yenilenebilir enerji kaynaklarına vurgu yaparak, “Dışa bağımlılığımızı azaltmak için bu kaynakları aktif hale getirmeliyiz” dedi.

Türkiye’deki enerji politikalarını uluslararası gelişmeler ve birikimlerden de yararlanarak oluşturulması ve geliştirilmesine katkı sağlamak amaçlı kurulan EPPAM, yapılan toplantılarla birlikte enerji konusunun altının çizilmesi için birçok çalışmaya da imza atıyor. EPPAM Başkanı Yrd. Doç. Dr. Filiz Katman da özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarına vurgu yaparak, “Dışa bağımlılığımızı azaltmak için bu kaynakları aktif hale getirmeliyiz” dedi.

“TÜRKİYE KONUMU İTİBARİYLE ENERJİ BAKIMINDAN ZENGİN BİR ÜLKE”Türkiye'nin konumu itibariyle zengin bir ülke olduğunu dile getiren Filiz Katman, “Gelişmekte olan bir ülke olduğumuz için enerji kaynakları bizim için siyasi, hukuki ve güvenlik açılarından çok önem arz ediyor. Biz de bu alanda bir forum anlayışıyla yani farklı düşüncelerden farklı gruplardan temsilcilerle bir araya gelerek hem geleceğimiz olan öğrencilerle hem de kamuoyuyla bu değerlendirmeleri paylaşmak amaçlı her yıl uluslararası düzeyde zirveler organize ediyoruz” şeklinde konuştu.
“TÜRKİYE ENERJİ KONUSUNDA ARTIK KÖPRÜ KONUMUNDAN ÇOK DAHA ÖTEYE GİTMELİ”
Katman, “Türkiye konumu itibariyle batıda enerji talebi olan ülkeler ile doğuda enerji kaynaklarına sahip olan ülkeler arasında köprü konumunda görünüyor. Biz bu kavramı biraz daha açmak istiyoruz. Özellikle 2000’li yıllardan itibaren üzerinden geçen boru hatları bakımından çok önemli bir merkez haline geldi. Fakat sadece köprü konumunda olan Türkiye neden ticari boyuta dökerek enerji alım satımlarından kar edecek şekilde Trans-Adriyatik Boru Hattı (TAP) olma stratejisini geliştirmiyor diye irdeliyoruz. Biz bu görüşün altında yatan nedenlerle birlikte artık Türkiye'nin sadece üzerinden boru hatları geçen bir merkez olmasından çıkarıp enerji alım satım işlemlerinde de söz sahibi olacak düzeye getirmeliyiz” ifadelerinde bulundu.


“DEVLET 2035 YILINA KADAR OLAN ENERJİ PLANLAMASINI YAPTI”
“Yenilenebilir enerji artık dünyada çok önemli bir yere sahip ve Türkiye olarak da özellikle son iki dönemdir devlet tarafından da destekleniyor” diyen Katman aynı zamanda , “ Bu konuda birçok yatırım söz konusu ve bu büyük bir fırsat barındırıyor. Bizim öğrencilerimiz bile yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmaya başladı. Aynı zamanda yenilenebilir enerji için yatırım yapacak olanlar çok çeşitli yerlerden fon imkanlarına sahip olabiliyorlar. Verimli olmak burada çok önemli. Mesela bugün lityum enerji pilleriyle güneş enerjisinin depolanması gibi bir konumuz daha var. Enerji bakımından depolama çok önemli bir kavramdır. Bununla ilgili yapılan AR-GE çalışmalarına ülkemiz çok büyük destek veriyor. Hatta Konya’da bununla ilgili çok büyük bir merkez açıldı. Kısacası, Türkiye tüm imkânlarıyla bu işe çok destek veriyor. Yenilenebilir enerji maliyeti yüksek olduğu için Türkiye kısa, orta ve uzun vadeli olarak enerji planlamaları yürütüyor. Uzun vadede yenilenebilir enerji kaynakları planlarıyla birlikte yüzde 70 olan dışa bağımlılığımız yüzde 50’ye kadar düşürülmesi hedefleniyor. Devletimiz, 2035 yılına kadar dünya petrol ve doğalgazdan enerjisini temin etme planını yaptı” diyerek sözlerini tamamladı.
Read More

Yerli Kömüre Yeni Teşviklerin Maliyeti Görünenden Yüksek Olacak.




Yerli Kömürden Elektrik Üretimini Özendirmeyi Amaçlayan Teşvikler, Atıl Duruma Düşecek Santral Yatırımlarıyla Karşı Karşıya Kalmamıza Neden Olabilir.

Greenpeace Akdeniz, Sürdürülebilir Finans Kampanya Sorumlusu İbrahim Çiftçi, WWF Türkiye İklim Enerji Yönetmeni Mustafa Özgür Berke, TEMA Vakfı Çevre Politikaları Bölümü Proje Koordinatörü Özlem Katısöz ün derledikleri bilgilere göre;

Ülkemizde yerli kömüre dayalı santrallerden elektrik üretimini artırmak üzere çeşitli teşvik mekanizmaları mevcut. Söz konusu teşviklere rağmen, yatırımcıların yerli kömür santrali projelerinden uzak durduğunu görüyoruz. Aralık ayında gerçekleşen Paris İklim Zirvesi sonrasında kömür projelerinin finansmanı ve toplumsal kabulü daha da zorlaşmışken, ülkemizde “alım garantisi” başta olmak üzere çeşitli ek teşvik mekanizmaları gündeme geliyor. Söz konusu araçların ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliği açısından içerdiği risklerin etraflıca değerlendirilmesi gerekiyor.

Bilindiği üzere, 2009 yılında yayımlanan Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi ile, ülkemizin yerli kömür kaynaklarının tümünün 2023 yılına kadar elektrik enerjisi üretimi amacıyla değerlendirilmesi hedeflenmişti. Bu amaç çerçevesinde, 2012 yılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından “kömür yılı” olarak ilan edilmişti.

Ülkemizde yerli kömüre dayalı projeler için AR-GE destekleri, maden arama için verilen destekler, hazine tarafından sağlanan yatırım garantileri, çevre mevzuatından muafiyet ve 2013 yılında uygulamaya konulan Yeni Yatırım Teşvik Sistemi çerçevesinde sağlanan avantajları da içeren pek çok teşvik uygulaması var. Buna rağmen 2009 yılından bu yana devreye alınan yeni elektrik enerjisi kurulu gücünün sadece yüzde 2’si yerli kömür kaynaklarıyla çalışmakta. Söz konusu dönemde devreye giren yeni ithal kömür kurulu gücü ise yerli kömürün 7 katı seviyesinde gerçekleşti. Türkiye Kömür İşletmeleri’nin 2015 yılı Kömür Sektörü Raporu’nda belirtildiği üzere, ülkemizin sahip olduğu linyit rezervleri büyük oranda düşük kalitede ve mevcut rezervler zenginleştirme için uygun özelliklere sahip değil . Ekonomik ve teknik açıdan elverişsizliği nedeniyle yatırımcıların ilgisini bir türlü çekememiş olan yerli kömür projeleri için son zamanlarda daha da kuvvetli teşvik mekanizmaları gündeme gelmeye başladı . 2016 yılı başında kömür sektörü tarafından dile getirilmeye başlanan “alım garantisi”, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı tarafından geçtiğimi günlerde tekrar gündeme geldi. Basına yansıdığı kadarıyla; gün öncesi piyasada oluşan elektrik fiyatlarından memnun olmayan kömür yatırımcısını tatmin edecek bir fiyatın uzun dönemli bir anlaşmayla sağlanması söz konusu. Bu tutarın kilovatsaat başına 8 ABD Doları sent tutarında olabileceği dile getiriliyor.

Küresel ölçekte kömür talebi ve kömür tüketiminin darboğaza girdiği bir dönemdeyiz. Uluslararası Enerji Ajansı verileri, kömür tüketiminde 1990’lı yıllardan bu yana ilk defa düşüş gözlendiğini gösteriyor . Son dönemde başta Çin ve Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere pek çok ülkenin çevresel, ekonomik ve halk sağlığına ilişkin kaygılar nedeniyle kömür tüketiminde azaltıma gittiğini görüyoruz. İngiltere 2025 yılına kadar kömür santrallerinin tümünü kapatacağını duyururken İskoçya son kömürlü termik santralini geçtiğimiz günlerde kapattı.


[[ İskoçya’nın yenilenebilir enerji konusunda koyduğu büyük hedefler uzun süredir biliniyor ve Birleşik Krallık ülkesi sonunda bu ilerici kararlarının meyvesini topluyor gibi görünüyor. İskoçya geçtiğimiz yıl elektrik tüketiminin yüzde 57,7’sini yenilenebilir kaynaklardan elde etti.

Birleşik Krallık Enerji ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yayınladığı rakamlara göre İskoçya geçtiğimiz yıl elektrik tüketiminin yüzde 57,7’sini yenilenebilir kaynaklardan elde etti . Bu rekor İskoçya’nın 2015 için koyduğu yenilenebilir enerjiden elektrik üretimi hedefinin üzerine çıktığını ve nihai hedefi olan yüzde 100 yenilenebilir enerji yolunu yarıladığını gösteriyor.

İskoç yenilenebilir enerji sektörünün temsilcisi olan Scottish Renewables Genel Yöneticisi Jenny Hogan “Bu endüstrimiz için önemli bir mihenk taşı ve artık yenilenebilir kaynakları enerji sektörünün büyük bir parçası olduğunu gösteriyor” dedi. Hogan, yenilebilir enerjinin hükûmetten gereken teşviği görebilmesi halinde geride kalan potansiyelini kullanmasıyla daha da büyüyeceğini savunuyor.


İngiliz hükümetinin geçtiğimiz yılda yenilenebilir enerji teşviklerine getirdiği kesintiler sebebiyle, İskoçya asıl hedefi olan 2020’ye kadar tamamen yenilenebilir enerjiye geçme hedefine ulaşamayacak gibi görünüyor. Yine de yenilenebilir enerjiyi destekleyenler, 2014 itibariyle enerji üretiminin yüzde 16 artmış olması sebebiyle 2015 kazanımlarından oldukça mutlu. ]]

Amerika Birleşik Devletleri, uygulamaya koyduğu “Temiz Enerji Planı” ile kömürden elektrik üretimini azaltmayı hedefliyor. ABD’de kömürün elektrik üretimindeki payı son 10 yılda %49’dan %33’e düşerken , Uluslararası Enerji Ajansı, Avrupa Birliği ve ABD’de kömür tüketiminin bu yıl %1,5 ila %2 oranında azalacağını öngörüyor .

2015 yılının Aralık ayında imzalanan Paris Anlaşması'nda Türkiye'nin de aralarında yer aldığı 195 ülke, yüzyılın ikinci yarısında net karbon emisyonlarının sıfırlanması hedefinde anlaşırken, finansmanda önceliğin düşük emisyonlu teknolojilere verilmesinin öneminin altını çizdi. Kömür sektöründe yaşanan yavaşlama ve küçülme, yenilenebilir enerji maliyetlerindeki hızlı düşüş ve emisyon azaltma politikalarının eseri.

Bu gidişat, finans kurumlarında da karşılık buluyor. Son üç yıl içerisinde, aralarında Dünya Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın da bulunduğu pek çok uluslararası finans kuruluşu, ile OECD üyesi ülkelerin ihracat-ithalat bankaları kömür yatırımlarını istisnai durumlar dışında ya da topyekün terketme kararları aldılar. Benzer politikalar, ING, Credit Agricole, JP Morgan ve HSBC gibi birçok özel banka tarafından da uygulamaya sokulurken, Axa, Allianz gibi özel sermaye fonu ve emeklilik fonları da kömür sektörüne yaptıkları yatırımlardan çıkıyorlar. 900 milyar ABD Doları’nı bulan değeriyle dünyanın en büyük emeklilik fonu olan Norveç Emeklilik Fonu da kömür yatırımlarından çekildi. Gelinen noktada kömür endüstrisinin hem özkaynak hem de kredi finansmanı yaratmasının önünde önemli engeller yükseliyor.


Bu şartlar altında, yerli kömüre alım garantisi ve benzeri teşviklerin etkilerinin değerlendirilmesinde aşağıdaki unsurların da göz önüne alınması gerektiği kanaatindeyiz:

- Alım garantisi ile ekonomik açıdan fizibilitesi olmayan kömür projelerinin finanse edilebilir hale getirilmesi amaçlanıyor. Bu modelde, projelerin ekonomik fizibilitesini sağlayan unsur kamu maliyesi, yani bizlerin ödediği vergiler oluyor. Başta rüzgar ve güneş olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının maliyetleri büyük bir hızla düşerken on, onbeş hatta yirmi yıl süresince kömürden üretecek elektriğe alım garantisi sağlanması, tüketicinin yenilenebilir enerji teknolojilerinin maliyetlerindeki düşüşten faydalanmasının ertelenmesi, kamu maliyesinin gereksiz bir yük altına girmesi anlamına geliyor.

- Yerli kömüre verilen teşviklerin gerekçesi olarak en ucuz enerjinin en hızlı şekilde üretilebilmesinin hedeflendiğini belirtiyor. Enerji Bakanlığı tarafından rüzgar enerjisinden üretilen elektrik için sağlanan alım garantisi kilovatsaat başına 7,3 ABD Doları sent. Bu çerçevede, daha ucuz olduğu varsayılan kömürden elektrik üretimi için tartışılan alım garantisinin (8 ABD Doları sent / kilovatsaat) maliyetlerin her geçen gün düştüğü rüzgar enerjisine sağlanan alım garantisinden neden daha yüksek olduğunun sorgulanması gerekiyor.

- Avrupa Birliği'ne üyelik vizyonunu her fırsatta tekrarlayan ülkemiz bu hedefe ulaştığı takdirde, AB enerji mevzuatının önemli bir parçası olan Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve Endüstriyel Emisyonlar Direktifi'ni uygulama koyacak. AB mevzuatı altında kömürlü termik santrallerde üretilen elektrik, karbon vergisine konu olacak. AB üyelik perspektifinden bağımsız olarak da ülkemizde karbon ticareti ve karbon vergisi konuları gündemin üst sıralarında. Analizlere göre, elektrik üretiminde kömüre öncelik verilmesi durumunda karbon vergisi ve karbon ticareti gibi uygulamaların 2020-2030 yılları arasındaki maliyeti 14 Milyar ABD Doları'nı bulabilir . Kömüre ek teşvik getirilmesi tartışmalarında, asıl faturanın ilk bakışta görünenden daha yüksek olduğunun farkında olmamız, söz konusu faturanın kim tarafından ve nasıl ödeneceği sorusunu sormamız gerekiyor.

- Uluslararası Enerji Ajansı İcra Kurulu Direktörü Dr. Fatih Birol’un belirttiği gibi, yenilenebilir enerjinin romantik bir hikaye olmaktan çoktan çıktığı bir çağda yaşıyoruz. 2015 yılında küresel ölçekte kurulan yeni elektrik enerjisi kapasitesinin yarısı yenilenebilir enerjiye dayalı . Uluslararası Enerji Ajansı’na göre 5 yıllık dönemde kurulu güce yapılacak eklemelerin üçte ikisinin yenilenebilir enerjiye dayalı olması bekleniyor. Yeni kurulu gücün yarısını güneş ve rüzgar enerjisi oluşturacak .
- Bu değişimi piyasa şartları ve düşen maliyetler sürüklüyor. Güneş enerjisinden elektrik üretmenin maliyeti son 5 yılda neredeyse %80 oranında düştü. 2040' a kadar maliyetlerin %48 daha azalması bekleniyor .

- Fosil yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalar elektrik üretiminin maliyeti açısından sürekli bir risk arz ederken, yenilenebilir enerji maliyetlerindeki düşüşün ülkemizin enerji politikası önceliklerine yansıtılması gerekiyor. Ancak, aksi yönde bir gidişatın söz konusu olduğunu gösteren veriler mevcut. Analizlere göre Almanya, İspanya ve İngiltere gibi ülkelerinin de yer aldığı Avrupa pazarında fotovoltaik güneş enerjisinden elektrik üretiminin maliyetinde sadece 2015 yılının ilk yarısında %15 düşüş görülürken, güneş enerjisi lisans yarışmalarında TEİAŞ’a verilen bağlantı katkı payı taahhütleri sonucunda aynı dönemde Türkiye'de güneş enerjisi yatırım maliyetleri %46 oranında arttı .
- Ülkemiz yenilenebilir enerji kaynakları açısından yüksek potansiyele sahip. 2015 yılında Türkiye’de elektrik üretiminin %31’i yenilenebilir enerji kaynaklarından gerçekleşti. 2023 yılı için koyulan hedef ise yalnızca %30. Analizler, önümüzdeki dönemde güneş ve rüzgar enerjisi yatırımlarına öncelik verilirse, yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payının 2023 yılında %40, 2030 yılında ise %47 düzeyine çıkabileceğini gösteriyor . Böyle bir dönüşümün maliyetinin kömüre öncelik veren mevcut politikalarla başa baş olacağının, uzun dönemde ise yakıt maliyetinden sağlanacak tasarrufla çok daha ekonomik olacağının ve 2050 yılına dek 122 Milyar ABD Doları tutarında tasarruf sağlanacağının altını çizmek gerekiyor .
- Yenilenebilir enerji kaynakları, kömür, doğal gaz ve nükleer enerji gibi konvansiyonel teknolojilerden çok daha yüksek istihdam yaratma potansiyeline sahip. Örneğin güneş enerjisinin iş yaratma potansiyeli, kömür ve doğal gazın sekiz, nükleer enerjinin ise yedi katı . Yenilenebilir enerji sektöründe doğrudan yaratılan işlerin yanı sıra, sektördeki büyüme olumlu ekonomik "dalgalanma" etkileri de yaratacak. Yenilenebilir enerji tedarik zincirindeki endüstriler bu dalgalanmadan yararlanırken; yerel işletmeler de artan hane halkı ve iş gelirlerinden faydalanacak . Enerji politikalarının istihdam ve sanayiye yönelik imkanları da göz önüne alarak tasarlanması, yenilenebilir enerji teknoloji ve ekipmanlarının üretiminin Türkiye'nin sanayi politikasının öncelikleri arasına sokulması gerekiyor.
Sonuç olarak, sürdürülebilir enerji arzı ve enerjide dışa bağımlılığın giderilmesi gibi uzun vadeli hedeflere yönelik politika araçları belirlenirken, küresel gelişmeler, piyasaların gidişatı ve fırsat maliyetlerinin detaylı olarak göz önüne alınması gerekiyor. Yerli kömürden elektrik üretimini özendirmeyi amaçlayan politika araçları, yüksek maliyetler ve ömrünü tamamlamadan atıl duruma düşecek santral yatırımlarıyla karşı karşıya kalmamıza neden olabilir. Paris Anlaşması sonrasında kömür projelerinin finansmanı ve toplumsal kabulü giderek zorlaşırken, Türkiye'nin seçimini yenilenebilir enerji teknolojilerinden kullanması, bu alanda takipçi değil öncü olma fırsatını kaçırmaması gerekiyor.


Read More

Dünyada Yenilenebilir Enerjide Rekor Büyüme.

Dünyada 2015 yılında yenilenebilir enerji kapasitesi bir önceki yıla göre yüzde 8,3'lük rekor büyüme gösterdi.

Dünyada 2015 yılında yenilenebilir enerji kapasitesi bir önceki yıla göre yüzde 8,3'lük rekor büyüme gösterdi. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nın (IRENA) 'Yenilenebilir Kapasitesi İstatistikleri 2016' raporunda, 2015 yılında yenilenebilir enerji alanındaki kapasite artışının bugüne kadarki en hızlı büyüme olduğu belirtildi.
 


Rapora göre, dünyada yenilenebilir enerji kurulu gücü toplamda bin 985 gigavata ulaştı. Yenilenebilirde geçen yıl bir önceki yıla göre 152 gigavatlık kapasite artışıyla yüzde 8,3 büyüme meydana geldi.
Güneş ve rüzgarda kapasite rekoru kırıldı
Raporda, 2010-2015 yılları arasında dünya genelinde yenilenebilir enerji kapasitesinin üçte bir oranında arttığı ifade edildi. Bu artışın nedeninin rüzgar ve güneş enerjisindeki kurulu güç kapasitesinin diğer kaynaklara oranla daha fazla yaygınlaşması olduğu vurgulandı.

Dünyada rüzgar enerjisinde kurulu güç, 2010 yılından bu yana yüzde 17'lik artış gösterirken, maliyetlerde de yüzde 45 düşüş yaşandı. Aynı dönemde güneş enerjisinde kurulu kapasite yüzde 37 artarken, maliyetlerde yaklaşık yüzde 80 düştü. Hidroelektrik enerjide kapasite yüzde 3, biyoenerji ve jeotermal enerjide de yüzde 5 artış gösterdi.

Raporda görüşlerine yer verilen Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı Genel Direktörü Adnan Amin, petrol fiyatlarının son yıllardaki düşüş trendine rağmen yenilenebilir enerji pazarının küresel düzeyde büyük bir ilerleme kaydettiğini belirtti.




Read More

Google' dan yenilenebilir enerji alanında yeni bir yatırım.

Yenilenebilir enerji artık teknoloji devleri için en önemli meselelerden biri ve bu konuda en aktif şirketlerden biri Google. Enerji şirketi olmayan en büyük yenilenebilir enerji müşterisi olan Google, bu alanda yeni bir yatırım daha yaptı.
Gelecek 10 yıl içinde enerji tüketimini tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarına bağlamak isteyen, hatta bir ara keçi kiralayan Google, bu kez Center for Resource Solutions adlı kâr amacı gütmeyen bir organizasyona tohum yatırımı (desteği) yaptı. Yatırımın tutarı ise açıklanmadı.
Asya’da Yenilenebilir Enerji Atılımı
Center for Resource Solutions, yenilenebilir enerji sertifikasyonu yapan bir organizasyon ve bu yatırımla Asya’da atılım yapmayı hedefliyor. Şirket, Kuzey ABD’de uyguladığı Green-e sertifika programının bir benzerini Tayvan’da başlatacak ve bu sayede Tayvan’da sunucu merkezi bulunan Google’ın yenilenebilir enerjiye geçişinin de önünü açacak.
Tayvan’ın bu kapsama alınması önemli zira paylaşılan bilgilere göre Google’ın Tayvan’da tek enerji sağlayıcısı Taipower’a bağlı olması sürekli enerji ihtiyacı olan Google için bazı sorunları da beraberinde getiriyor. Diğer yandan Google’ın Asya’da sunucu merkezi kurduğu yerlerden biri olan Singapur’da da benzer bir strateji izlemesi mümkün gözüküyor.

Google, 2013’te Spinning Spur Wind Project’e 200 milyon dolarlık bir yatırım yapmıştı. Sunucu merkezi açısından en büyük teknoloji şirketlerinden biri olan Facebook ise geçtiğimiz Ocak ayında Avrupa’daki yeni veri merkezini tamamen yenilenebilir enerji ile güçlendirileceğini açıklamıştı.
Read More

Enter your email address:

Delivered by FeedBurner

TWEETS BY YENİLENEBİLİR