kömür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kömür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yerli Kömüre Yeni Teşviklerin Maliyeti Görünenden Yüksek Olacak.




Yerli Kömürden Elektrik Üretimini Özendirmeyi Amaçlayan Teşvikler, Atıl Duruma Düşecek Santral Yatırımlarıyla Karşı Karşıya Kalmamıza Neden Olabilir.

Greenpeace Akdeniz, Sürdürülebilir Finans Kampanya Sorumlusu İbrahim Çiftçi, WWF Türkiye İklim Enerji Yönetmeni Mustafa Özgür Berke, TEMA Vakfı Çevre Politikaları Bölümü Proje Koordinatörü Özlem Katısöz ün derledikleri bilgilere göre;

Ülkemizde yerli kömüre dayalı santrallerden elektrik üretimini artırmak üzere çeşitli teşvik mekanizmaları mevcut. Söz konusu teşviklere rağmen, yatırımcıların yerli kömür santrali projelerinden uzak durduğunu görüyoruz. Aralık ayında gerçekleşen Paris İklim Zirvesi sonrasında kömür projelerinin finansmanı ve toplumsal kabulü daha da zorlaşmışken, ülkemizde “alım garantisi” başta olmak üzere çeşitli ek teşvik mekanizmaları gündeme geliyor. Söz konusu araçların ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliği açısından içerdiği risklerin etraflıca değerlendirilmesi gerekiyor.

Bilindiği üzere, 2009 yılında yayımlanan Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi ile, ülkemizin yerli kömür kaynaklarının tümünün 2023 yılına kadar elektrik enerjisi üretimi amacıyla değerlendirilmesi hedeflenmişti. Bu amaç çerçevesinde, 2012 yılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından “kömür yılı” olarak ilan edilmişti.

Ülkemizde yerli kömüre dayalı projeler için AR-GE destekleri, maden arama için verilen destekler, hazine tarafından sağlanan yatırım garantileri, çevre mevzuatından muafiyet ve 2013 yılında uygulamaya konulan Yeni Yatırım Teşvik Sistemi çerçevesinde sağlanan avantajları da içeren pek çok teşvik uygulaması var. Buna rağmen 2009 yılından bu yana devreye alınan yeni elektrik enerjisi kurulu gücünün sadece yüzde 2’si yerli kömür kaynaklarıyla çalışmakta. Söz konusu dönemde devreye giren yeni ithal kömür kurulu gücü ise yerli kömürün 7 katı seviyesinde gerçekleşti. Türkiye Kömür İşletmeleri’nin 2015 yılı Kömür Sektörü Raporu’nda belirtildiği üzere, ülkemizin sahip olduğu linyit rezervleri büyük oranda düşük kalitede ve mevcut rezervler zenginleştirme için uygun özelliklere sahip değil . Ekonomik ve teknik açıdan elverişsizliği nedeniyle yatırımcıların ilgisini bir türlü çekememiş olan yerli kömür projeleri için son zamanlarda daha da kuvvetli teşvik mekanizmaları gündeme gelmeye başladı . 2016 yılı başında kömür sektörü tarafından dile getirilmeye başlanan “alım garantisi”, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı tarafından geçtiğimi günlerde tekrar gündeme geldi. Basına yansıdığı kadarıyla; gün öncesi piyasada oluşan elektrik fiyatlarından memnun olmayan kömür yatırımcısını tatmin edecek bir fiyatın uzun dönemli bir anlaşmayla sağlanması söz konusu. Bu tutarın kilovatsaat başına 8 ABD Doları sent tutarında olabileceği dile getiriliyor.

Küresel ölçekte kömür talebi ve kömür tüketiminin darboğaza girdiği bir dönemdeyiz. Uluslararası Enerji Ajansı verileri, kömür tüketiminde 1990’lı yıllardan bu yana ilk defa düşüş gözlendiğini gösteriyor . Son dönemde başta Çin ve Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere pek çok ülkenin çevresel, ekonomik ve halk sağlığına ilişkin kaygılar nedeniyle kömür tüketiminde azaltıma gittiğini görüyoruz. İngiltere 2025 yılına kadar kömür santrallerinin tümünü kapatacağını duyururken İskoçya son kömürlü termik santralini geçtiğimiz günlerde kapattı.


[[ İskoçya’nın yenilenebilir enerji konusunda koyduğu büyük hedefler uzun süredir biliniyor ve Birleşik Krallık ülkesi sonunda bu ilerici kararlarının meyvesini topluyor gibi görünüyor. İskoçya geçtiğimiz yıl elektrik tüketiminin yüzde 57,7’sini yenilenebilir kaynaklardan elde etti.

Birleşik Krallık Enerji ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yayınladığı rakamlara göre İskoçya geçtiğimiz yıl elektrik tüketiminin yüzde 57,7’sini yenilenebilir kaynaklardan elde etti . Bu rekor İskoçya’nın 2015 için koyduğu yenilenebilir enerjiden elektrik üretimi hedefinin üzerine çıktığını ve nihai hedefi olan yüzde 100 yenilenebilir enerji yolunu yarıladığını gösteriyor.

İskoç yenilenebilir enerji sektörünün temsilcisi olan Scottish Renewables Genel Yöneticisi Jenny Hogan “Bu endüstrimiz için önemli bir mihenk taşı ve artık yenilenebilir kaynakları enerji sektörünün büyük bir parçası olduğunu gösteriyor” dedi. Hogan, yenilebilir enerjinin hükûmetten gereken teşviği görebilmesi halinde geride kalan potansiyelini kullanmasıyla daha da büyüyeceğini savunuyor.


İngiliz hükümetinin geçtiğimiz yılda yenilenebilir enerji teşviklerine getirdiği kesintiler sebebiyle, İskoçya asıl hedefi olan 2020’ye kadar tamamen yenilenebilir enerjiye geçme hedefine ulaşamayacak gibi görünüyor. Yine de yenilenebilir enerjiyi destekleyenler, 2014 itibariyle enerji üretiminin yüzde 16 artmış olması sebebiyle 2015 kazanımlarından oldukça mutlu. ]]

Amerika Birleşik Devletleri, uygulamaya koyduğu “Temiz Enerji Planı” ile kömürden elektrik üretimini azaltmayı hedefliyor. ABD’de kömürün elektrik üretimindeki payı son 10 yılda %49’dan %33’e düşerken , Uluslararası Enerji Ajansı, Avrupa Birliği ve ABD’de kömür tüketiminin bu yıl %1,5 ila %2 oranında azalacağını öngörüyor .

2015 yılının Aralık ayında imzalanan Paris Anlaşması'nda Türkiye'nin de aralarında yer aldığı 195 ülke, yüzyılın ikinci yarısında net karbon emisyonlarının sıfırlanması hedefinde anlaşırken, finansmanda önceliğin düşük emisyonlu teknolojilere verilmesinin öneminin altını çizdi. Kömür sektöründe yaşanan yavaşlama ve küçülme, yenilenebilir enerji maliyetlerindeki hızlı düşüş ve emisyon azaltma politikalarının eseri.

Bu gidişat, finans kurumlarında da karşılık buluyor. Son üç yıl içerisinde, aralarında Dünya Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın da bulunduğu pek çok uluslararası finans kuruluşu, ile OECD üyesi ülkelerin ihracat-ithalat bankaları kömür yatırımlarını istisnai durumlar dışında ya da topyekün terketme kararları aldılar. Benzer politikalar, ING, Credit Agricole, JP Morgan ve HSBC gibi birçok özel banka tarafından da uygulamaya sokulurken, Axa, Allianz gibi özel sermaye fonu ve emeklilik fonları da kömür sektörüne yaptıkları yatırımlardan çıkıyorlar. 900 milyar ABD Doları’nı bulan değeriyle dünyanın en büyük emeklilik fonu olan Norveç Emeklilik Fonu da kömür yatırımlarından çekildi. Gelinen noktada kömür endüstrisinin hem özkaynak hem de kredi finansmanı yaratmasının önünde önemli engeller yükseliyor.


Bu şartlar altında, yerli kömüre alım garantisi ve benzeri teşviklerin etkilerinin değerlendirilmesinde aşağıdaki unsurların da göz önüne alınması gerektiği kanaatindeyiz:

- Alım garantisi ile ekonomik açıdan fizibilitesi olmayan kömür projelerinin finanse edilebilir hale getirilmesi amaçlanıyor. Bu modelde, projelerin ekonomik fizibilitesini sağlayan unsur kamu maliyesi, yani bizlerin ödediği vergiler oluyor. Başta rüzgar ve güneş olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının maliyetleri büyük bir hızla düşerken on, onbeş hatta yirmi yıl süresince kömürden üretecek elektriğe alım garantisi sağlanması, tüketicinin yenilenebilir enerji teknolojilerinin maliyetlerindeki düşüşten faydalanmasının ertelenmesi, kamu maliyesinin gereksiz bir yük altına girmesi anlamına geliyor.

- Yerli kömüre verilen teşviklerin gerekçesi olarak en ucuz enerjinin en hızlı şekilde üretilebilmesinin hedeflendiğini belirtiyor. Enerji Bakanlığı tarafından rüzgar enerjisinden üretilen elektrik için sağlanan alım garantisi kilovatsaat başına 7,3 ABD Doları sent. Bu çerçevede, daha ucuz olduğu varsayılan kömürden elektrik üretimi için tartışılan alım garantisinin (8 ABD Doları sent / kilovatsaat) maliyetlerin her geçen gün düştüğü rüzgar enerjisine sağlanan alım garantisinden neden daha yüksek olduğunun sorgulanması gerekiyor.

- Avrupa Birliği'ne üyelik vizyonunu her fırsatta tekrarlayan ülkemiz bu hedefe ulaştığı takdirde, AB enerji mevzuatının önemli bir parçası olan Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve Endüstriyel Emisyonlar Direktifi'ni uygulama koyacak. AB mevzuatı altında kömürlü termik santrallerde üretilen elektrik, karbon vergisine konu olacak. AB üyelik perspektifinden bağımsız olarak da ülkemizde karbon ticareti ve karbon vergisi konuları gündemin üst sıralarında. Analizlere göre, elektrik üretiminde kömüre öncelik verilmesi durumunda karbon vergisi ve karbon ticareti gibi uygulamaların 2020-2030 yılları arasındaki maliyeti 14 Milyar ABD Doları'nı bulabilir . Kömüre ek teşvik getirilmesi tartışmalarında, asıl faturanın ilk bakışta görünenden daha yüksek olduğunun farkında olmamız, söz konusu faturanın kim tarafından ve nasıl ödeneceği sorusunu sormamız gerekiyor.

- Uluslararası Enerji Ajansı İcra Kurulu Direktörü Dr. Fatih Birol’un belirttiği gibi, yenilenebilir enerjinin romantik bir hikaye olmaktan çoktan çıktığı bir çağda yaşıyoruz. 2015 yılında küresel ölçekte kurulan yeni elektrik enerjisi kapasitesinin yarısı yenilenebilir enerjiye dayalı . Uluslararası Enerji Ajansı’na göre 5 yıllık dönemde kurulu güce yapılacak eklemelerin üçte ikisinin yenilenebilir enerjiye dayalı olması bekleniyor. Yeni kurulu gücün yarısını güneş ve rüzgar enerjisi oluşturacak .
- Bu değişimi piyasa şartları ve düşen maliyetler sürüklüyor. Güneş enerjisinden elektrik üretmenin maliyeti son 5 yılda neredeyse %80 oranında düştü. 2040' a kadar maliyetlerin %48 daha azalması bekleniyor .

- Fosil yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalar elektrik üretiminin maliyeti açısından sürekli bir risk arz ederken, yenilenebilir enerji maliyetlerindeki düşüşün ülkemizin enerji politikası önceliklerine yansıtılması gerekiyor. Ancak, aksi yönde bir gidişatın söz konusu olduğunu gösteren veriler mevcut. Analizlere göre Almanya, İspanya ve İngiltere gibi ülkelerinin de yer aldığı Avrupa pazarında fotovoltaik güneş enerjisinden elektrik üretiminin maliyetinde sadece 2015 yılının ilk yarısında %15 düşüş görülürken, güneş enerjisi lisans yarışmalarında TEİAŞ’a verilen bağlantı katkı payı taahhütleri sonucunda aynı dönemde Türkiye'de güneş enerjisi yatırım maliyetleri %46 oranında arttı .
- Ülkemiz yenilenebilir enerji kaynakları açısından yüksek potansiyele sahip. 2015 yılında Türkiye’de elektrik üretiminin %31’i yenilenebilir enerji kaynaklarından gerçekleşti. 2023 yılı için koyulan hedef ise yalnızca %30. Analizler, önümüzdeki dönemde güneş ve rüzgar enerjisi yatırımlarına öncelik verilirse, yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payının 2023 yılında %40, 2030 yılında ise %47 düzeyine çıkabileceğini gösteriyor . Böyle bir dönüşümün maliyetinin kömüre öncelik veren mevcut politikalarla başa baş olacağının, uzun dönemde ise yakıt maliyetinden sağlanacak tasarrufla çok daha ekonomik olacağının ve 2050 yılına dek 122 Milyar ABD Doları tutarında tasarruf sağlanacağının altını çizmek gerekiyor .
- Yenilenebilir enerji kaynakları, kömür, doğal gaz ve nükleer enerji gibi konvansiyonel teknolojilerden çok daha yüksek istihdam yaratma potansiyeline sahip. Örneğin güneş enerjisinin iş yaratma potansiyeli, kömür ve doğal gazın sekiz, nükleer enerjinin ise yedi katı . Yenilenebilir enerji sektöründe doğrudan yaratılan işlerin yanı sıra, sektördeki büyüme olumlu ekonomik "dalgalanma" etkileri de yaratacak. Yenilenebilir enerji tedarik zincirindeki endüstriler bu dalgalanmadan yararlanırken; yerel işletmeler de artan hane halkı ve iş gelirlerinden faydalanacak . Enerji politikalarının istihdam ve sanayiye yönelik imkanları da göz önüne alarak tasarlanması, yenilenebilir enerji teknoloji ve ekipmanlarının üretiminin Türkiye'nin sanayi politikasının öncelikleri arasına sokulması gerekiyor.
Sonuç olarak, sürdürülebilir enerji arzı ve enerjide dışa bağımlılığın giderilmesi gibi uzun vadeli hedeflere yönelik politika araçları belirlenirken, küresel gelişmeler, piyasaların gidişatı ve fırsat maliyetlerinin detaylı olarak göz önüne alınması gerekiyor. Yerli kömürden elektrik üretimini özendirmeyi amaçlayan politika araçları, yüksek maliyetler ve ömrünü tamamlamadan atıl duruma düşecek santral yatırımlarıyla karşı karşıya kalmamıza neden olabilir. Paris Anlaşması sonrasında kömür projelerinin finansmanı ve toplumsal kabulü giderek zorlaşırken, Türkiye'nin seçimini yenilenebilir enerji teknolojilerinden kullanması, bu alanda takipçi değil öncü olma fırsatını kaçırmaması gerekiyor.


Read More

Siemens ' in Türkiye'de ki 160. yılı.


Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis ile enerji birimleri yöneticileri, Enerji Gazetecileri ve Medya Derneği (EGAD) ile bir araya geldi. 

Hürriyet gazetesinden Merve Erdil' in haberine göre, Siemens Enerji Üretimi Bölüm Direktörü Sinan Bubik, pazardaki kurulu güçten düşük verimli gaz santrallerinin yılda 200-300 megavat (MW) eksilmeye başladığı bir dönem yaşandığını belirterek, şunları söylüyor: “İthal taş kömürü, yerli linyit kömürü, bir takım kojenerasyon projeleri, atıklardan enerji üretimi, önümüzdeki 3-4 yıl daha yoğun olacak. Biz önümüzdeki 2-3 yıl gaz pazarında büyük bir hareketlenme beklemiyoruz. Türkiye’de gazı tamamen yok etmek mümkün değil. Çok hızlı devreye giriyor, nispeten temiz bir enerji kaynağı. Türkiye’de gaz santrallerinin her zaman ağırlığı olacağına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde kömürün doğalgazdan bir miktar pay alacağını düşünüyoruz. Elektrik üretiminde gazın payı yüzde 36 iken, 30’lara doğru düşecek. Bu payı kömür ve yenilenebilir enerjinin dolduracağını düşünüyoruz. Türkiye’de güneş ivme kazandı. Büyük çoğunluğu lisanssız santraller. Türkiye’nin lisanslı büyük kapasitede güneş enerjisi santrallerine de ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Doğalgaza dönersek, Katar’dan gelen sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) veya İran gazı gibi alternatif gaz kaynakları ve petrol fiyatlarının da düşmesiyle gaz fiyatlarının düşmesi sonucu daha fizıbıl bir noktaya geleceğini düşünüyoruz. İlgimizi azaltmıyoruz.” 



Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yenilenebilir ve yerli kömür olmak üzere enerji yatırım süreçlerinin hızlandırılması için yayımladığı genelgenin ardından şirketler harekete geçti. Siemens yetkilileri, önümüzdeki dönemde kömürün doğalgazdan bir miktar pay alacağını düşündüklerini belirterek, “Her yıl bin MW’ın üzerinde yeni kömür santralinin devreye gireceğini düşünüyoruz” diyor.
2000’li yılların ortalarından itibaren enerji sektöründe ağırlığı olan doğalgaz yatırımlarında, son dönemde bir yavaşlama söz konusu. Türkiye’nin en büyük doğalgaz tedarikçisi olan Rusya ile yaşanan siyasi gerginlik bunun sebeplerinden biri. Ayrıca gazda dışarı bağımlı olunması, cari açıkta enerjinin yüksek payı, son dönemde bölgede tansiyonun artması sonucu doğalgaz tedarik ettiğimiz ülkelerle bu işin sürdürülebilirliği noktasındaki soru işaretleri de gaz pazarındaki durgunluğun gerekçeleri arasında. Gazda frene basılırken, enerjide hangi kaynaklara ağırlık verileceği ise önümüzdeki dönemin başlıca konularından biri olacak. Enerji Bakanlığı’nın planlarında yerli kömürün önceliklendirileceği görülüyor. Siemens Türkiye yetkilileri de gaz yatırımcısının iştahının kaçtığını vurgularken, önümüzdeki dönemde kömürün doğalgazdan bir miktar pay alacağını öngördüklerini söylüyor. 

GÜVENLİK KONUSU GÜNDEMDE
Hüseyin Gelis ise petrol fiyatlarındaki değişimin müşterileri çok etkilediğini belirterek, “Havayolları, tüketici ülkeler çok olumlu etkisini görüyor ama enerji şirketleri, petrol şirketleri bayağı zorlanıyorlar. Çünkü yatırım yapılmıyor, bekleniyor. Geriye baktığımız zaman petrol fiyatları son 80 yılda indi, çıktı. Geçici bir dönem ama müşterilerimiz bu konudan ciddi şekilde etkileniyor. Güvenli liman olmak Türkiye için çok önemli. Ülkenin yatırımcı açısından güvenli liman olabilmesi için partnerlerini seçerken dikkatli olunması gerekiyor. Rusya ile yaşanan uçak krizinin ardından büyük projelerin tehlikeye girmesinin konuşulması son dönemde yaşanan en önemli gelişmedir ve Türkiye’yi kaynak çeşitliliğine daha çok odaklamıştır. Enerji portföyümüzün geniş olması gerekiyor. Türkiye’deki enerji sorununu sırf yenilenebilir ile çözemeyeceğiz, kömür ile de çözemeyeceğiz. Marka konusu da çok önemli. 

Siemens olarak markamıza çok dikkat ediyoruz. ‘Made in Turkey’ dediğimiz zaman yurtdışında yatırımcıların aklına ne geliyor, ne gelmesini istiyoruz? Siemens 190 ülkede faaliyet gösteriyor, ülkemizin bayrağını alıyoruz, merkeze gidiyoruz ve ‘Bizim ülkede yatırım yapın’ diyoruz. Fakat Brezilya’daki arkadaşlar da aynısını yapıyor. Türkiye’deki güvenlik konusu, bölgedeki gelişmeler, yatırım yaptığımızda riskler nedir diye gittikçe gündeme geliyor ve Türkiye’deki pazarı etkiliyor. 160 yıldan beri buradayız, Türkiye’deki onca değişime rağmen Siemens buradaydı. Bu krizler de geçecektir. Bu ara dönemi ise inovasyon ve teknolojiye yatırım yapmakla değerlendirmek gerekiyor. Türkiye’de her yıl 55 milyon lira sırf Ar-Ge’ye yatırım yapıyoruz; 250’den fazla mühendis Ar-Ge’ye odaklanıyor” şeklinde konuşuyor.



AVRUPA’YA GAZ DEĞİL  ELEKTRİK KORİDORU
GELİS, 2016’da Siemens olarak araştırma konusunda bir yatırım yapmayı daha düşündüklerini söylerken, “Konu da Sanayi 4.0 olacak. Türkiye’de araştırma konusunda potansiyelin olduğuna inanıyoruz, genç nüfus var ve bunların problem çözme becerileri çok yüksek, bunu 2016 yılında projelerle değerlendirmek istiyoruz” diyor. Özellikle enerjiyi de yakından ilgilendiren dijitalleşme konusunda çalışmaların yoğunlaştığını kaydeden Gelis, “Türkiye’nin Avrupa’daki şebekeye bağlanması için şimdiden altyapıyı hazırlamamız lazım, ‘gaz ve petrol Türkiye’den geçsin’ diyoruz ancak o esas çözüm değil. Aslolan bölgede Türkiye’nin enerjide en önemli şebeke haline gelmesidir. İleride istediğiniz en ucuz, en ekonomik enerjiyi satın almanız için bağlantıyı kurmanız gerekiyor. Yarın bir gün Romanya’dan elektrik alabilirsiniz, ya da Romanya şebekesine elektrik verebilirsiniz. Avrupa elektrik şebekesi sistemine dahil olmak için akıllı şebekelere yatırım şart” şeklinde konuşuyor.

160 YILDA 7 PADİŞAH 12 CUMHURBAŞKANI
GELİS, Siemens’in bu yıl Türkiye’de 160. yılını kutladığına dikkat çekerek, “160 yıl dediğimizde bizim için önemli bir dönem. Türkiye’den hiçbir zaman ayrılmadık. 160 yılı değerlendirdiğimiz zaman 7 padişah, 12 cumhurbaşkanı, 37 başbakan gördük. Krizleri yaşadık bu ülkede ama inandık ve kaldık. Yabancı kökenli bir yerli şirket olduk aslında.160 yılda Osmanlı’yı ve Cumhuriyet’i aydınlatan bir şirket varsa o Siemens’dir, elektrik ve elektrifikasyon anlamında” diyor.
Read More

Yeni Zelanda 2018 sonuna kadar kömür ile çalışan iki termik jeneratörü kapatacağını bildirdi.


Yeni Zelanda kömüre dur diyor: Yenilenebilir Enerji herkese yeter.




Yeni Zelanda’nın enerji kuruluşu Genesis Energy, ülkedeki son 2 termik jeneratörü 2018 yılının sonuna kadar kapatacaklarını duyurdu.
Genesis Energy’nin geçtiğimiz perşembe günü yaptıkları duyuruda, ülkenin kuzeyinde kalan Huntly Enerji Santrali’ndeki son iki kömürle çalışan jeneratörün 2018 yılına kadar kapatılacağı belirtildi. Bu kararla birlikte ülkede kömürle çalışan herhangi bir enerji santrali kalmayacak.


Yılda 5 bin kilotonluk karbon salımı yapan santral, ülkedeki toplam karbon salımı payının yüzde 5’ine sahip.
Yeni Zelanda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Simon Bridges yaptığı açıklamada, “Tarihsel olarak ele aldığımızda, özellikle ülkede yaşanan kuraklıktan kaynaklanan hidroelektrik üretiminin azaldığı dönemlerde, kömür ülke enerjisi için önemli bir rol oynamıştı. Ancak son yıllarda yenilenebilir enerji alanında yaşanan büyük teknolojik gelişmeler, kömüre artık bir son vermemiz gerektiğini bize anlatıyor” dedi.
Enerji ihtiyacının yüzde 80’lik kısmının yenilenebilir enerjiden karşılandığı Yeni Zelanda için bu karar aslında çok da şaşırtıcı değil. Biyogaz, rüzgâr ve hidroelektrik santrallerinden üretilen elektrik pek çok ülkeye ilham olurken, ülke yetkilileri 2050 yılına kadar tüm enerji ihtiyacının yenilenebilir enerjiden karşılanmasını hedefliyor.
Hidroelektrik santraller her ne kadar yenilenebilir enerji kaynağı olarak ele alınsa da su ekosistemlerine verdikler zarar azımsanamayacak kadar büyük. Ülkenin en büyük hidroelektrik santrali ve ikinci en büyük enerji santrali olan Manapouri Hidroelektrik Santrali, kuruluş döneminde oldukça sancılı dönemler geçirdi. Ülkedeki doğa aktivistleri, kurulduğu bölgedeki Manapouri Gölü’nün su seviyesini yükselttiği gerekçesiyle büyük kampanyalar düzenledi. Ancak uzunca süren mücadele sonucunda santral çalışmaya devam etti.

Read More
(24) (16) (9) (7) (5) (5) (3) kömür (3) (3) (3) (3) (3) (3) (3) (3) (3) (2) (2) (2) (2) (2) (2) (2) (2) (2) (2) (2) (2) (2) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1)

Enter your email address:

Delivered by FeedBurner

TWEETS BY YENİLENEBİLİR