enerji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
enerji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Türkiye Yatırım Konferansı'nda konuşan Albayrak Türkiye'nin enerji kaynaklarını çeşitlendirmesi gerektiğini söyledi.


Enerji Bakanı Berat Albayrak, New York'ta toplantıya katıldı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Türkiye'nin enerji kaynaklarını çeşitlendirmesi ve stratejik olan bölgesindeki ülkelerle farklı sinerjiler oluşturarak daha etkin bir rol alması gerektiğini söyledi


New York JW Marriott Essex House'ta düzenlenen 8'inci Türkiye Yatırım Konferansı'nda konuşan Albayrak, Türkiye'nin enerji kaynaklarını çeşitlendirmesi gerektiğini söyledi.


Türkiye'nin, yılda toplam 50 milyar metreküpün üzerinde tüketimle dünyanın en fazla doğalgaztüketen ülkelerinden biri olduğunu belirten Albayrak, "Gaz talebimizin yüzde 50'sinden fazlası tek bir ülkeye dayanıyor. Alternatif kaynaklar oluşturmalıyız." ifadelerini kullandı.

Albayrak, Türkiye'nin stratejik konumuna işaret ederek, bölgesindeki Rusya, Azerbaycan,Kazakistan, Suudi arabistan, İran ve Katar gibi petrol ve doğalgaz rezervleri zengin ülkelere dikkati çekti.T

Türkiye'nin enerji kaynaklarını çeşitlendirmesi ve stratejik olan bölgesindeki ülkelerle farklı sinerjiler oluşturarak daha etkin bir rol alması gerektiğini söyledi.





Türkiye'nin, petrol ve doğalgaz kaynaklarının sınırlı olduğunu anlatan Albayrak, coğrafi bakımdan söz konusu rezervlerle enerji talebinin yüksek olduğu Avrupa pazarı arasında bulunduğunu vurguladı.

Albayrak, Türkiye'nin Avrupa için on yıllardır güvenilir bir ortak olduğuna dikkati çekerek, "Avrupa ile ikili ilişkilerimiz zor zamanlar geçirse de bunları aşmamız gerek. Rasyonel ve pragmatik olmalıyız. Öyle bir enerji portföyü oluşturmalıyız ki herkes kazanabilmeli." diye konuştu.

Yeni yüzyılda piyasalar, finans dünyası ve likiditenin değiştiğini dile getiren Albayrak, ülkelerin farklılaşan koşullar içinde yeni ve güvenilir ortaklar aradığını belirtti. Albayrak, Türkiye'nin de diğer ülkelerle farklı iş birlikleri oluşturması gerektiğini ifade etti.

"Türkiye'nin bölgesindeki ülkelerle farklı sinerjiler yaratarak, ekonomik, enerji ve güvenlik alanlarında bölgeye büyüme ivmesi kazandırmalı." diyen Albayrak, bu konuda Türkiye'nin yeni çözümler oluşturması gerektiğini sözlerine ekledi.
Read More

Fas' ta camilerde yeşil enerji.


Fas, Alman Hükümeti’nin de desteğiyle 2019’un üçüncü ayına kadar ülkedeki 600 caminin elektrik ve sıcak su ihtiyacını yeşil enerjiyle karşılayabilmesi için çalışmalara başladı.
Fas Hükümeti 2019 yılına kadar ülkedeki 600 camiyi kendi elektriği ve sıcak suyunu üretebilecek şekilde yenilemeyi planlıyor.
Alman Hükümeti’nin %70’lik maliyeti üstlendiği projede, Fas İslam Bakanlığı 2016 yılı sonuna kadar 100 camiye güneş enerji sistemleri kuracak ve LED aydınlatma dönüşümü yapacak.



Projenin başında yer alan Jan-Christophe Kuntze yaptığı açıklamada “Fas’ta sosyal hayatın önemli bir parçası olan camileri yeşil enerjiyle tanıştırmayı, insanları bilinçlendirmeyi amaçlıyoruz. Daha önce buna benzer bir projeye şahit olmadım, bu proje kamu binalarının da yeşil enerjiyle kendi kendine tüm ihtiyaçlarını karşılayabileceğini göstermesi bakımından oldukça önemlidir.” dedi.
Fas Çevre Bakanı Hakima el-Haite da yaptığı açıklamada “Müslüman ülkelerin geleneklerine dönmesi çok önemli, toprakla kıyasladığımızda insan çok ufak bir değerdedir. İnsanların gelecekleri için dünyadaki kaynakları koruman zorundadır.” dedi.
Bu proje Fas için ilk yeşil enerji yatırımı değil. 2016 yılının başlarında Sahra Çölü’nde devasa bir güneş santrali kurulumu gerçekleştirmişlerdi.
Read More

Güneş enerjisi tarlaları geliyor.

Tarımsal ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Afyonkarahisar İl Koordinatörü Zülgari Özdemir, "IPARD 2 programı kapsamında ilk kez yenilenebilir enerji sektöründe yatırımlara destek sağlanacak. Bu sektörde de 21 tane yatırım başvurusu aldık. Bu yatırımlarla IPARD 2 destekleriyle güneş enerjisi tarlaları oluşacak." dedi.


Özdemir, IPARD programlarının Avrupa Birliği ile Türkiye arasında varılan anlaşmaların sonunda 42 ilde uygulanan bir destekleme projesi olduğunu söyledi.
Bu desteklerin yüzde 75'inin Avrupa Birliği, yüzde 25'inin ise Türkiye tarafından verildiğini belirten Özdemir, IPARD 1 programı kapsamında 1 Temmuz 2011'de çağrıya çıkılmaya başlandığını ifade etti.
Özdemir, 2015 yılının sonuna kadar bu çağrıların devam ettiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"2011 ve 2015 yılları arasında 15 çağrı gerçekleştirilirken, 554 proje başvurusu alındı. Bunların 389'u ile sözleşme imzalandı. Sözleşme imzalanan projelere ise toplam 265 milyon lira yatırım yapıldı. 134 milyon liralık kısmı da hibe olarak başvuru sahiplerinin hesaplarına yatırıldı. Bu projelerden süt hayvancılığına 78 milyon liralık bir yatırım gerçekleştirildi. Bu yatırımların 45 milyon liralık kısmı hibe olarak verildi. Yine ilimizde büyükbaş ve küçükbaş besiciliğine 40 milyon liralık bir yatırım gerçekleştirilirken, bunun da 23 milyon lirası hibe olarak verildi."



IPARD 2 programının Nisan 2016'da hayata geçirildiği ve ilk çağrıya çıkıldığını aktaran Özdemir, şöyle devam etti:
"Şu ana kadar 449 proje başvurusu alındı. Bu projelerin toplam yatırım maliyeti 248 milyon lira. Bunlar için 150 milyon liralık hibe talep ediliyor. Bu projelerin şu anda incelemesi devam ediyor. IPARD 2'de yapılan başvuruların 67 tanesi hayvancılık projesi. Bu projelerin de toplam maliyeti yaklaşık 131 milyon lira civarında. Et, süt ve meyve gibi işleme sektörlerinde ise 11 yatırım başvurusu aldık. IPARD 2 programı kapsamında ilk kez yenilenebilir enerji sektöründe yatırımlara destek sağlanacak. Bu sektörde de 21 tane yatırım başvurusu aldık. Bu yatırımlarla IPARD 2 destekleriyle güneş enerjisi tarlaları oluşacak."
Read More

General Electric dünyanın en büyük 'Enerji Gemileri' için güç transformatörleri üretiyor.

GE, Karadeniz Enerji Grubu şirketlerinden Karpowership’in ürettiği enerji gemilerinin transformatörlerini Türkiye’de tasarlayıp üreterek yerel inovasyonun gelişimine destek olmayı sürdürüyor.


General Electric (GE), 486 MW’lık gücüyle dünyanın en büyük enerji gemisini de içeren dört yeni enerji gemisi için 16 transformatör üretecek. Yeni enerji gemileri, 1 GW’ı bulacak toplam kurulu gücü ile yaklaşık 17 milyon hanenin 1 yıllık enerji ihtiyacını karşılamasına katkı sağlayacak.

General Electric (GE), Karadeniz Enerji Grubu şirketlerinden Karpowership’in, 486 MW’lık gücüyle dünyanın en büyük enerji gemisini de içeren dört yeni Enerji Gemisi için 16 adet transformatör üreteceğini duyurdu. Karpowership, Enerji Gemisi olarak adlandırılan yüzen enerji santralleri konseptini geliştiren ve uygulayan dünyadaki ilk firma. Artan enerji taleplerinin karşılanmasına yardım eden yüzen enerji santralleri, elektrik ihtiyacı olan ülkelerde rıhtıma demirliyor ve yerleşik yüksek voltajlı transformatörlerinden hemen elektrik şebekesine bağlantı sağlayarak kısa vadeli elektrik ihtiyacını anında karşılıyor.
Geçtiğimiz yıl da enerji gemilerine transformatör üretimi için Karpowership ile sözleşme imzalayan GE, bu sözleşme kapsamında ürettiği yaklaşık 1.5 GW kurulu güce sahip 16 transformatörün teslimatını bu yıl tamamlamıştı. Yeni üretilecek olanlarla birlikte GE transformatörleri toplamda 2, 5 GW kurulu güce sahip santrallerin elektrik şebekesine bağlantısını sağlayacak.



GE transformatörleri 17 milyon hanenin 1 yıllık enerji ihtiyacını iletecek
Bugüne kadar tamamlanmış ve yapılmakta olan yeni enerji gemileri ile birlikte Karpowership enerji gemi (Powership) filosunun toplam kurulu gücü 4 GW’ı aşacak. Deniz üzerinde elektrik üreten santraller, elektrik ihtiyacı olan ve talep eden ülkelerin limanlarına demir atacak. Gidilen ülkeye, GE’nin transformatörleri ile gigawattlarca elektrik aktarımı saatler içinde tamamlanabilecek. GE’nin yeni güç transformatörleri yaklaşık 17 milyon hanenin 1 yıllık elektrik ihtiyacının iletimini sağlayacak.
Transformatörler GE’nin Gebze’deki Güç Transformatörleri fabrikasında enerji gemisi projesi için özel olarak dizayn edilerek üretilecek. -20 ile 50 derece arasında farklı iklim koşullarında çalışabilecek transformatörler nem ve tuzdan etkilenmemesi için özel bir boyayla kaplanacak. Deniz dalgalanmalarına adapte olabilmesi için mekanik bağlantıları güçlendirilecek transformatörler, kademe değiştiricileri sayesinde yüzer trafo merkezinin, şebeke altyapısıyla uyumlu doğru yüksek gerilim kaynağı sunmasını sağlayacak. Özel “under cover” bağlantılar kullanılarak hem 121 kV hem de 154 kV şebekelerine uyumlu çalışabilecek transformatörlerin bu yapıları sayesinde yüzer santralin bir enerji üretim kaynağı olarak şehir şebekelerine elektrik sağlamasında önemli katkısı olacak.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Karpowership Yönetim Kurulu Başkanı Osman M. Karadeniz: “Dünyanın elektrik ihtiyacı her geçen gün artarken üretilen elektriğin iletimi ve hızı da daha önemli bir hale geliyor. Karpowership olarak bu vizyon doğrultusunda hayata geçirdiğimiz dünyanın ilk enerji gemileri ile deniz üzerinde ürettiğimiz elektriği ihtiyaç duyan ülkelere ulaştırıyoruz. Bu başarıda, her ülkedeki akımın değişkenliğine göre elektrik iletimi yapacak şekilde özel tasarlanmış transformatörleri üreten General Electric’in önemli bir payı var. Powership’lerimizin ürettiği gigawattlarca elektriğin iletiminde GE ile işbirliği yapmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.
Konu hakkında görüşlerini dile getiren GE Türkiye Başkan ve CEO’su Canan Özsoy, “Karpowership ile imzaladığımız bu sözleşme, GE olarak Türkiye’deki taahhüdlerimiz doğrultusunda; yerel istihdama, inovasyon ve üretime desteğimizin, ülke ekonomimize sağladığımız katkının ve yerel işbirliklerini güçlendirme konusundaki çabamızın bir yansıması niteliğinde. Transformatörleri kendi alanında dünyanın en gelişmiş tesislerinden olan ve aynı zamanda üretiminin yüzde 85’ini ihraç ederek ülke ekonomimize katkı sağlayan Gebze güç transformatörleri fabrikamızda üretmekten gurur duyuyoruz” dedi. Ülkelerin kısa vadeli elektrik taleplerinin hızlıca ve fiyat avantajıyla karşılanmasına yardımcı olma olanağının daha fazla insana sürdürülebilir ve güvenilir elektrik sağlamak için önemli bir adım olduğunu vurgulayan Özsoy, GE olarak enerji gemi alanında dünya lideri olan Karpowership ile yeni bir projede çalışmaktan çok memnun olduklarını ifade etti.
Sözleşme kapsamında GE, 100 ve 200 MVA güç transformatörlerinin üretim ve teslimatını gerçekleştirerek devreye alma, saha testleri ve yedek parça temini çalışmalarını yürütecek. Transformatörlerin teslimatının 2016 sonuna kadar tamamlanması planlanıyor.
Read More

Amazon Enerji İşine Giriyor.




Amazon önümüzdeki yıl itibariyle Teksas’da 253 megawattlık bir rüzgar türbini çiftliği kuracak ve bu proje doğrultusunda enerji üretmeye başlayacak.






Bu proje Amazon’un bugüne kadar yaptığı en büyük yenilenebilir enerji projesi olacak. 2017’nin sonuna doğru açılacak olan çiftlikte her yıl 1.000.000MWh enerji üretilecek. Bu da ortalama 90.000 evi bir yıl boyunca aydınlatmaya yetecek bir miktar.Şirketler Yenilenebilir Enerjiye Geçiyor

İnternet devinin bulut bilişim şirketi AWS’nin bazı bölümleri tamamen yenilenebilir enerji ile çalışıyor. Şirket Ocak ayında Pattern Energy Group ile beraber 13 yıllık bir anlaşmaya imza atarak Indiana’da 150 MW saatlik bir çiftlik daha kuruyor. Bundan 6 ay sonra ise bu seferde North Carolina’da 208MW saatlik bir çiftlik kurmaya başladı.
Teknoloji devleri yavaş yavaş yenilenebilir enerjiye geçmeye başladı. Facebook’un İrlanda’da kuracağı yeni veri merkezi tamamen rüzgar enerjisi ile çalışacak. Apple güneş enerjisi çiftlikleri kuruyor. Microsoft ve Google’da rüzgar enerjisine büyük yatırımlar yapıyor.
Read More

Elektrik üretiminin yüzde 99’unu yenilenebilir enerji O Ülke Kosta Rika


Kosta Rika, İspanyolcada zengin sahil anlamına gelen, dünyanın en yeşil ülkelerinden biri. İsmiyle müsemma olan ülkedeki doğal güzellikler, görenleri kendisine hayran bırakıyor.
Çoğu ülkenin aksine, Kosta Rika, kendisine bahşedilmiş bu güzelliğe sahip çıkıyor ve gelecek nesillere olduğu gibi bırakabilmek için elinden geleni yapıyor.
Temiz ve yenilenebilir enerji kullanımını bir devlet politikası olarak uygulayan ülke, 2011 yılında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından sürdürülebilir çevre politikaları konularında örnek gösterilen bir ülke oldu.

2021’de sıfır karbon salınımına ulaşmayı hedefleyen Kosta Rika, kendi ürettiği elektriğin büyük bir kısmını çevre dostu 4 hidroelektrik santralden karşılıyor. Kosta Rika Elektrik Enstitüsü (ICE)’nün verilerine göre 2015 yılında kullanılan enerjinin yüzde 80’i hidrosantrallerde üretildi. Bu yönüyle yenilenebilir enerji kullanımında, fosil yakıtlara bel bağlamış ülkeler için çok güzel bir ilham kaynağı. Ancak Orta Amerika’nın bu küçük ülkesinin uygulamalarını örnek almak, çevreyi acımasızca kirleten büyük ülkeler için bir hayli zor olacak gibi duruyor.





Eylül ayının başında elektrik tedarikçisi bir firmanın yaptığı açıklamaya göre, ülkede 2016 yılının başından itibaren toplam 150 gün, elektrik ihtiyacı için sadece yenilenebilir enerji kullanıldı. Aynı zamanda Kosta Rika Elektrik Enstitüsü (ICE), ülkede 16 Haziran-2 Eylül tarihleri arasında kesintisiz olarak 76 gün boyunca, hiçbir karbon kullanılmadan sadece yenilenebilir enerji kaynakları ile elektrik üretildiğini açıkladı.
Latin Amerika ve Karayipler Ekonomik Komisyonu’nun verilerine göre, 51.100 km²’lik yüz ölçümü ve 4,9 milyon nüfuslu ülkede, 2015 yılında yaklaşık olarak 10.713 gigawatt’lık elektrik tüketildi. Karşılaştırıldığında, 2015 yılında Türkiye’deki elektrik üretimi, Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ)’ın verilerinden yapılan derlemeye göre, 264.000 gigawatt olarak tespit edildi. Ülkemiz için tüm zamanların en çok elektrik tüketilen yılı kabul edilen 2015 yılında, kullanılan elektriğin yüzde 2,8’i ise komşu ülkelerden ithal edildi.
Read More

Reykjavik İklim Değişikliği Projesi Hazırlıyor.

İzlanda'nın başkenti Reykjavik 2040 yılına kadar uygulayacağı bir enerji planı hazırladı ve bu plan sonunda şehrin karbon salınımı %0 a düşecek.Neler Yapılacak

Reykjavik'in uygulayacağı enerji planı distopik bilim kurgu filmlerinden çıkmışa benziyor. Başkan Dagur B Eggertston planla ilgili bazı detayları açıkladı.2040 yılına kadar artık şehrin dışına ev yapılmayacak ve böylelikle şehrin büyümemesi sağlanacak. Bunun yerine şehir gök yüzüne doğru büyüyecek ve yerel olarak yoğunluk artacak. Aynı zamanda 2040 yılına kadar şehirdeki bütün hem özel hem de kişisel araçlar yeşil enerji ile çalışacak. Şehirde yaya ve bisikletlere öncelik verilecek. Şimdiden yaya ve bisiklet oranı %19 'dan %30 ' a çıkmış durumda.

2030 yılına kadar da %42 'ye çıkması bekleniyor.İzlanda’nın başkenti Reykjavik 2040 yılına kadar uygulayacağı bir enerji planı hazırladı ve bu plan sonunda şehrin karbon salınımı 0’a düşecek.




Şu anki Durum

Şehrin elektriğinin büyük bir kısmı çevredeki hidroelektrik santrallerden elde ediliyor. Buradaki sular kömürle değil jeotermal enerji ile ısıtılıyor. Şehirde kullanılan enerjinin %25 'i fosil yakıtlardan geliyor. Bunlarda arabalarda, uçaklarda ve balıkçı botlarında kullanılıyor.
Read More

Portekiz 4 Gün Boyunca Yenilenebilir Enerji Kullandı.


Ülkede 7-11 Mayıs tarihleri arasında sadece güneş,rüzgar ve hidroelektrik santrallerinde üretilen enerji kullanıldı. 
Portekiz 7 Mayıs günü sabah yerel saat ile 6.45 ile 11 Mayıs çarşamba günü 17.45 'e kadar sıfır emisyon üretti. Sıfır emisyon ile bir dönüm noktasına imza atan Portekiz 107 saat boyunca sadece yenilenebilir enerjiyi kullandı. İlk kez bu kadar uzun süre yenilenebilir enerji kullanılmış oldu. 
Geçmişte kömür ve doğalgaza bağımı olan Portekiz, yenilenebilir enerji kaynakları olan güneş, rüzgar ve hidroelektrik kullanımını arttırmak için büyük çaba sarf ediyor. 
Havanın ısındığı ve sıcaklığın arttığı yaz mevsiminde temiz enerjiden daha fazla yararlanılması ve tüketilmesi umuluyor. 

YENİLENEBİLİR ENERJİ KULLANIMI ARTIYOR 

Almanya'da 15 mayıs günü, tüm elektrik ihtiyacını temiz enerjiden karşıladığını duyurdu. Yenilenebilir enerji tüketim eğiliminin Avrupa'da giderek yaygınlaştığına dikkat çekiliyor. 

Bugün sıra dışı olarak görülen bu durumun önümüzdeki bir kaç yıl içerisinde olağan sayılacağına işaret ediliyor. 

2015 yılında Danimarka'da elektrik ihtiyacının yüzde 42'si , İspanya'da yüzde 20'si , Almanya'da yüzde 13'ü ve İngiltere'de yüzde 11' i rüzgar enerjisinden sağlandı.
Read More

“Dışa Bağımlılığı Azaltmak İçin Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Kullanmalıyız“

İstanbul Aydın Üniversitesi(İAÜ) bünyesinde bulunan EPPAM (Enerji Politikaları ve Piyasaları Uygulama ve Araştırma Merkezi) tarafından düzenlenen “Türkiye Enerji Forumu” ile birçok akademisyen bir araya gelerek enerji konusu kapsamındaki değerlendirmeleri masaya yatırdı.
Konusunda uzman akademisyenlerin bir araya gelerek başta yenilenebilir enerji kaynakları olmak üzere Türkiye'nin enerji kaynakları, petrol piyasası ve enerji güvenliği gibi konular tartışıldı. 

EPPAM Başkanı Yrd. Doç. Dr. Filiz Katman  yenilenebilir enerji kaynaklarına vurgu yaparak, “Dışa bağımlılığımızı azaltmak için bu kaynakları aktif hale getirmeliyiz” dedi.

Türkiye’deki enerji politikalarını uluslararası gelişmeler ve birikimlerden de yararlanarak oluşturulması ve geliştirilmesine katkı sağlamak amaçlı kurulan EPPAM, yapılan toplantılarla birlikte enerji konusunun altının çizilmesi için birçok çalışmaya da imza atıyor. EPPAM Başkanı Yrd. Doç. Dr. Filiz Katman da özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarına vurgu yaparak, “Dışa bağımlılığımızı azaltmak için bu kaynakları aktif hale getirmeliyiz” dedi.

“TÜRKİYE KONUMU İTİBARİYLE ENERJİ BAKIMINDAN ZENGİN BİR ÜLKE”Türkiye'nin konumu itibariyle zengin bir ülke olduğunu dile getiren Filiz Katman, “Gelişmekte olan bir ülke olduğumuz için enerji kaynakları bizim için siyasi, hukuki ve güvenlik açılarından çok önem arz ediyor. Biz de bu alanda bir forum anlayışıyla yani farklı düşüncelerden farklı gruplardan temsilcilerle bir araya gelerek hem geleceğimiz olan öğrencilerle hem de kamuoyuyla bu değerlendirmeleri paylaşmak amaçlı her yıl uluslararası düzeyde zirveler organize ediyoruz” şeklinde konuştu.
“TÜRKİYE ENERJİ KONUSUNDA ARTIK KÖPRÜ KONUMUNDAN ÇOK DAHA ÖTEYE GİTMELİ”
Katman, “Türkiye konumu itibariyle batıda enerji talebi olan ülkeler ile doğuda enerji kaynaklarına sahip olan ülkeler arasında köprü konumunda görünüyor. Biz bu kavramı biraz daha açmak istiyoruz. Özellikle 2000’li yıllardan itibaren üzerinden geçen boru hatları bakımından çok önemli bir merkez haline geldi. Fakat sadece köprü konumunda olan Türkiye neden ticari boyuta dökerek enerji alım satımlarından kar edecek şekilde Trans-Adriyatik Boru Hattı (TAP) olma stratejisini geliştirmiyor diye irdeliyoruz. Biz bu görüşün altında yatan nedenlerle birlikte artık Türkiye'nin sadece üzerinden boru hatları geçen bir merkez olmasından çıkarıp enerji alım satım işlemlerinde de söz sahibi olacak düzeye getirmeliyiz” ifadelerinde bulundu.


“DEVLET 2035 YILINA KADAR OLAN ENERJİ PLANLAMASINI YAPTI”
“Yenilenebilir enerji artık dünyada çok önemli bir yere sahip ve Türkiye olarak da özellikle son iki dönemdir devlet tarafından da destekleniyor” diyen Katman aynı zamanda , “ Bu konuda birçok yatırım söz konusu ve bu büyük bir fırsat barındırıyor. Bizim öğrencilerimiz bile yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmaya başladı. Aynı zamanda yenilenebilir enerji için yatırım yapacak olanlar çok çeşitli yerlerden fon imkanlarına sahip olabiliyorlar. Verimli olmak burada çok önemli. Mesela bugün lityum enerji pilleriyle güneş enerjisinin depolanması gibi bir konumuz daha var. Enerji bakımından depolama çok önemli bir kavramdır. Bununla ilgili yapılan AR-GE çalışmalarına ülkemiz çok büyük destek veriyor. Hatta Konya’da bununla ilgili çok büyük bir merkez açıldı. Kısacası, Türkiye tüm imkânlarıyla bu işe çok destek veriyor. Yenilenebilir enerji maliyeti yüksek olduğu için Türkiye kısa, orta ve uzun vadeli olarak enerji planlamaları yürütüyor. Uzun vadede yenilenebilir enerji kaynakları planlarıyla birlikte yüzde 70 olan dışa bağımlılığımız yüzde 50’ye kadar düşürülmesi hedefleniyor. Devletimiz, 2035 yılına kadar dünya petrol ve doğalgazdan enerjisini temin etme planını yaptı” diyerek sözlerini tamamladı.
Read More

Türkiye'nin En Büyük Güneş Enerjisi Santrali Açıldı.

Türkiye'nin en büyük güneş enerjisi santralı, 22.5 milyon dolarlık yatırım bedeliyle Konya'da faaliyete geçti.
İtalyan Enerray ve Tekno Şirketler Grubu arasında ortak girişim şirketi olarak kurulan Tekno Ray Solar, Türkiye'nin en büyük güneş enerjisi santralını Konya Kızören'de açtı. 22.5 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen santral, 20 bin hanenin elektriğini karşılayacak. Yüzde 50 yerlilik oranına sahip 22.5 MW' lık tesis, 5-6 yılda kendini amorti edecek. Tesisisin açılışında konuşan Tekno Ray Solar CEO’su Altay Coşkunoğlu, “Güneş milli bir servet. Arapların petrolü varsa bizim de güneşimiz var" diye konuştu. Coşkunoğlu, “18.5 MW devreye alındı. 4 MW daha gelecek. Megavatt saat başına 133 dolar alım garantisi kapsamında direkt satıyoruz. Güneş sektörü hızlı büyüyecek" dedi.



‘GÜNEŞ’ MİLLİ BİR SERVET 
Coşkunoğlu, şöyle devam etti: "Türkiye güneş yönünden milli servetin üzerinde oturuyor. AB'nin güneş ışınını en iyi alan ülkesiyiz. Her sene 3-4 bin megawatı yapmak işten bile değil.” 
Hedef Avrupa’da yeni bir proje.

Coşkunoğlu, İtalyan ortaklarıyla birlikte Avrupa'da da proje geliştireceklerini söyledi. Konya'daki tesisin yıllık getirisi 220 bin dolar. Yıl sonuna kadar Burdur, Denizli, Konya gibi şehirlerde 60 milyon dolar yatırımla 60 megawatt tesis daha açılacak.

İtalyan ortağa yazılım satıyor.

Tesis 9 ayda tamamlandı. Tesiste 450 kilometrelik kablo kullanılmış. Tesisin yazılımını da kendilerinin yaptığına dikkat çeken Coşkunoğlu, bunu İtalyan ortaklarına da ihraç ettikleri bilgisini verdi.  


Konya Kızören GES, Konya Kızören’de bulunan toplamda 22,500 kWh kapasiteli bir tesis olmakla beraber ilk fazı 18,500 kWh olarak devreye alınmıştır. Yıllık olarak toplamda 30.730.000 kWh elektrik üretimi gerçekleştirmesi öngörülmektedir. Konya Kızören Güneş Enerji Santrali, toplamda 430.000 m2’lik alana kurulu olup, yıllık 45.505 ağacın kurtarılması ile beraber 18.702 ton CO2 salınımını engellenmesi planlanmaktadır. 
Read More

Yerli Kömüre Yeni Teşviklerin Maliyeti Görünenden Yüksek Olacak.




Yerli Kömürden Elektrik Üretimini Özendirmeyi Amaçlayan Teşvikler, Atıl Duruma Düşecek Santral Yatırımlarıyla Karşı Karşıya Kalmamıza Neden Olabilir.

Greenpeace Akdeniz, Sürdürülebilir Finans Kampanya Sorumlusu İbrahim Çiftçi, WWF Türkiye İklim Enerji Yönetmeni Mustafa Özgür Berke, TEMA Vakfı Çevre Politikaları Bölümü Proje Koordinatörü Özlem Katısöz ün derledikleri bilgilere göre;

Ülkemizde yerli kömüre dayalı santrallerden elektrik üretimini artırmak üzere çeşitli teşvik mekanizmaları mevcut. Söz konusu teşviklere rağmen, yatırımcıların yerli kömür santrali projelerinden uzak durduğunu görüyoruz. Aralık ayında gerçekleşen Paris İklim Zirvesi sonrasında kömür projelerinin finansmanı ve toplumsal kabulü daha da zorlaşmışken, ülkemizde “alım garantisi” başta olmak üzere çeşitli ek teşvik mekanizmaları gündeme geliyor. Söz konusu araçların ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliği açısından içerdiği risklerin etraflıca değerlendirilmesi gerekiyor.

Bilindiği üzere, 2009 yılında yayımlanan Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi ile, ülkemizin yerli kömür kaynaklarının tümünün 2023 yılına kadar elektrik enerjisi üretimi amacıyla değerlendirilmesi hedeflenmişti. Bu amaç çerçevesinde, 2012 yılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından “kömür yılı” olarak ilan edilmişti.

Ülkemizde yerli kömüre dayalı projeler için AR-GE destekleri, maden arama için verilen destekler, hazine tarafından sağlanan yatırım garantileri, çevre mevzuatından muafiyet ve 2013 yılında uygulamaya konulan Yeni Yatırım Teşvik Sistemi çerçevesinde sağlanan avantajları da içeren pek çok teşvik uygulaması var. Buna rağmen 2009 yılından bu yana devreye alınan yeni elektrik enerjisi kurulu gücünün sadece yüzde 2’si yerli kömür kaynaklarıyla çalışmakta. Söz konusu dönemde devreye giren yeni ithal kömür kurulu gücü ise yerli kömürün 7 katı seviyesinde gerçekleşti. Türkiye Kömür İşletmeleri’nin 2015 yılı Kömür Sektörü Raporu’nda belirtildiği üzere, ülkemizin sahip olduğu linyit rezervleri büyük oranda düşük kalitede ve mevcut rezervler zenginleştirme için uygun özelliklere sahip değil . Ekonomik ve teknik açıdan elverişsizliği nedeniyle yatırımcıların ilgisini bir türlü çekememiş olan yerli kömür projeleri için son zamanlarda daha da kuvvetli teşvik mekanizmaları gündeme gelmeye başladı . 2016 yılı başında kömür sektörü tarafından dile getirilmeye başlanan “alım garantisi”, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı tarafından geçtiğimi günlerde tekrar gündeme geldi. Basına yansıdığı kadarıyla; gün öncesi piyasada oluşan elektrik fiyatlarından memnun olmayan kömür yatırımcısını tatmin edecek bir fiyatın uzun dönemli bir anlaşmayla sağlanması söz konusu. Bu tutarın kilovatsaat başına 8 ABD Doları sent tutarında olabileceği dile getiriliyor.

Küresel ölçekte kömür talebi ve kömür tüketiminin darboğaza girdiği bir dönemdeyiz. Uluslararası Enerji Ajansı verileri, kömür tüketiminde 1990’lı yıllardan bu yana ilk defa düşüş gözlendiğini gösteriyor . Son dönemde başta Çin ve Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere pek çok ülkenin çevresel, ekonomik ve halk sağlığına ilişkin kaygılar nedeniyle kömür tüketiminde azaltıma gittiğini görüyoruz. İngiltere 2025 yılına kadar kömür santrallerinin tümünü kapatacağını duyururken İskoçya son kömürlü termik santralini geçtiğimiz günlerde kapattı.


[[ İskoçya’nın yenilenebilir enerji konusunda koyduğu büyük hedefler uzun süredir biliniyor ve Birleşik Krallık ülkesi sonunda bu ilerici kararlarının meyvesini topluyor gibi görünüyor. İskoçya geçtiğimiz yıl elektrik tüketiminin yüzde 57,7’sini yenilenebilir kaynaklardan elde etti.

Birleşik Krallık Enerji ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yayınladığı rakamlara göre İskoçya geçtiğimiz yıl elektrik tüketiminin yüzde 57,7’sini yenilenebilir kaynaklardan elde etti . Bu rekor İskoçya’nın 2015 için koyduğu yenilenebilir enerjiden elektrik üretimi hedefinin üzerine çıktığını ve nihai hedefi olan yüzde 100 yenilenebilir enerji yolunu yarıladığını gösteriyor.

İskoç yenilenebilir enerji sektörünün temsilcisi olan Scottish Renewables Genel Yöneticisi Jenny Hogan “Bu endüstrimiz için önemli bir mihenk taşı ve artık yenilenebilir kaynakları enerji sektörünün büyük bir parçası olduğunu gösteriyor” dedi. Hogan, yenilebilir enerjinin hükûmetten gereken teşviği görebilmesi halinde geride kalan potansiyelini kullanmasıyla daha da büyüyeceğini savunuyor.


İngiliz hükümetinin geçtiğimiz yılda yenilenebilir enerji teşviklerine getirdiği kesintiler sebebiyle, İskoçya asıl hedefi olan 2020’ye kadar tamamen yenilenebilir enerjiye geçme hedefine ulaşamayacak gibi görünüyor. Yine de yenilenebilir enerjiyi destekleyenler, 2014 itibariyle enerji üretiminin yüzde 16 artmış olması sebebiyle 2015 kazanımlarından oldukça mutlu. ]]

Amerika Birleşik Devletleri, uygulamaya koyduğu “Temiz Enerji Planı” ile kömürden elektrik üretimini azaltmayı hedefliyor. ABD’de kömürün elektrik üretimindeki payı son 10 yılda %49’dan %33’e düşerken , Uluslararası Enerji Ajansı, Avrupa Birliği ve ABD’de kömür tüketiminin bu yıl %1,5 ila %2 oranında azalacağını öngörüyor .

2015 yılının Aralık ayında imzalanan Paris Anlaşması'nda Türkiye'nin de aralarında yer aldığı 195 ülke, yüzyılın ikinci yarısında net karbon emisyonlarının sıfırlanması hedefinde anlaşırken, finansmanda önceliğin düşük emisyonlu teknolojilere verilmesinin öneminin altını çizdi. Kömür sektöründe yaşanan yavaşlama ve küçülme, yenilenebilir enerji maliyetlerindeki hızlı düşüş ve emisyon azaltma politikalarının eseri.

Bu gidişat, finans kurumlarında da karşılık buluyor. Son üç yıl içerisinde, aralarında Dünya Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın da bulunduğu pek çok uluslararası finans kuruluşu, ile OECD üyesi ülkelerin ihracat-ithalat bankaları kömür yatırımlarını istisnai durumlar dışında ya da topyekün terketme kararları aldılar. Benzer politikalar, ING, Credit Agricole, JP Morgan ve HSBC gibi birçok özel banka tarafından da uygulamaya sokulurken, Axa, Allianz gibi özel sermaye fonu ve emeklilik fonları da kömür sektörüne yaptıkları yatırımlardan çıkıyorlar. 900 milyar ABD Doları’nı bulan değeriyle dünyanın en büyük emeklilik fonu olan Norveç Emeklilik Fonu da kömür yatırımlarından çekildi. Gelinen noktada kömür endüstrisinin hem özkaynak hem de kredi finansmanı yaratmasının önünde önemli engeller yükseliyor.


Bu şartlar altında, yerli kömüre alım garantisi ve benzeri teşviklerin etkilerinin değerlendirilmesinde aşağıdaki unsurların da göz önüne alınması gerektiği kanaatindeyiz:

- Alım garantisi ile ekonomik açıdan fizibilitesi olmayan kömür projelerinin finanse edilebilir hale getirilmesi amaçlanıyor. Bu modelde, projelerin ekonomik fizibilitesini sağlayan unsur kamu maliyesi, yani bizlerin ödediği vergiler oluyor. Başta rüzgar ve güneş olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının maliyetleri büyük bir hızla düşerken on, onbeş hatta yirmi yıl süresince kömürden üretecek elektriğe alım garantisi sağlanması, tüketicinin yenilenebilir enerji teknolojilerinin maliyetlerindeki düşüşten faydalanmasının ertelenmesi, kamu maliyesinin gereksiz bir yük altına girmesi anlamına geliyor.

- Yerli kömüre verilen teşviklerin gerekçesi olarak en ucuz enerjinin en hızlı şekilde üretilebilmesinin hedeflendiğini belirtiyor. Enerji Bakanlığı tarafından rüzgar enerjisinden üretilen elektrik için sağlanan alım garantisi kilovatsaat başına 7,3 ABD Doları sent. Bu çerçevede, daha ucuz olduğu varsayılan kömürden elektrik üretimi için tartışılan alım garantisinin (8 ABD Doları sent / kilovatsaat) maliyetlerin her geçen gün düştüğü rüzgar enerjisine sağlanan alım garantisinden neden daha yüksek olduğunun sorgulanması gerekiyor.

- Avrupa Birliği'ne üyelik vizyonunu her fırsatta tekrarlayan ülkemiz bu hedefe ulaştığı takdirde, AB enerji mevzuatının önemli bir parçası olan Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve Endüstriyel Emisyonlar Direktifi'ni uygulama koyacak. AB mevzuatı altında kömürlü termik santrallerde üretilen elektrik, karbon vergisine konu olacak. AB üyelik perspektifinden bağımsız olarak da ülkemizde karbon ticareti ve karbon vergisi konuları gündemin üst sıralarında. Analizlere göre, elektrik üretiminde kömüre öncelik verilmesi durumunda karbon vergisi ve karbon ticareti gibi uygulamaların 2020-2030 yılları arasındaki maliyeti 14 Milyar ABD Doları'nı bulabilir . Kömüre ek teşvik getirilmesi tartışmalarında, asıl faturanın ilk bakışta görünenden daha yüksek olduğunun farkında olmamız, söz konusu faturanın kim tarafından ve nasıl ödeneceği sorusunu sormamız gerekiyor.

- Uluslararası Enerji Ajansı İcra Kurulu Direktörü Dr. Fatih Birol’un belirttiği gibi, yenilenebilir enerjinin romantik bir hikaye olmaktan çoktan çıktığı bir çağda yaşıyoruz. 2015 yılında küresel ölçekte kurulan yeni elektrik enerjisi kapasitesinin yarısı yenilenebilir enerjiye dayalı . Uluslararası Enerji Ajansı’na göre 5 yıllık dönemde kurulu güce yapılacak eklemelerin üçte ikisinin yenilenebilir enerjiye dayalı olması bekleniyor. Yeni kurulu gücün yarısını güneş ve rüzgar enerjisi oluşturacak .
- Bu değişimi piyasa şartları ve düşen maliyetler sürüklüyor. Güneş enerjisinden elektrik üretmenin maliyeti son 5 yılda neredeyse %80 oranında düştü. 2040' a kadar maliyetlerin %48 daha azalması bekleniyor .

- Fosil yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalar elektrik üretiminin maliyeti açısından sürekli bir risk arz ederken, yenilenebilir enerji maliyetlerindeki düşüşün ülkemizin enerji politikası önceliklerine yansıtılması gerekiyor. Ancak, aksi yönde bir gidişatın söz konusu olduğunu gösteren veriler mevcut. Analizlere göre Almanya, İspanya ve İngiltere gibi ülkelerinin de yer aldığı Avrupa pazarında fotovoltaik güneş enerjisinden elektrik üretiminin maliyetinde sadece 2015 yılının ilk yarısında %15 düşüş görülürken, güneş enerjisi lisans yarışmalarında TEİAŞ’a verilen bağlantı katkı payı taahhütleri sonucunda aynı dönemde Türkiye'de güneş enerjisi yatırım maliyetleri %46 oranında arttı .
- Ülkemiz yenilenebilir enerji kaynakları açısından yüksek potansiyele sahip. 2015 yılında Türkiye’de elektrik üretiminin %31’i yenilenebilir enerji kaynaklarından gerçekleşti. 2023 yılı için koyulan hedef ise yalnızca %30. Analizler, önümüzdeki dönemde güneş ve rüzgar enerjisi yatırımlarına öncelik verilirse, yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payının 2023 yılında %40, 2030 yılında ise %47 düzeyine çıkabileceğini gösteriyor . Böyle bir dönüşümün maliyetinin kömüre öncelik veren mevcut politikalarla başa baş olacağının, uzun dönemde ise yakıt maliyetinden sağlanacak tasarrufla çok daha ekonomik olacağının ve 2050 yılına dek 122 Milyar ABD Doları tutarında tasarruf sağlanacağının altını çizmek gerekiyor .
- Yenilenebilir enerji kaynakları, kömür, doğal gaz ve nükleer enerji gibi konvansiyonel teknolojilerden çok daha yüksek istihdam yaratma potansiyeline sahip. Örneğin güneş enerjisinin iş yaratma potansiyeli, kömür ve doğal gazın sekiz, nükleer enerjinin ise yedi katı . Yenilenebilir enerji sektöründe doğrudan yaratılan işlerin yanı sıra, sektördeki büyüme olumlu ekonomik "dalgalanma" etkileri de yaratacak. Yenilenebilir enerji tedarik zincirindeki endüstriler bu dalgalanmadan yararlanırken; yerel işletmeler de artan hane halkı ve iş gelirlerinden faydalanacak . Enerji politikalarının istihdam ve sanayiye yönelik imkanları da göz önüne alarak tasarlanması, yenilenebilir enerji teknoloji ve ekipmanlarının üretiminin Türkiye'nin sanayi politikasının öncelikleri arasına sokulması gerekiyor.
Sonuç olarak, sürdürülebilir enerji arzı ve enerjide dışa bağımlılığın giderilmesi gibi uzun vadeli hedeflere yönelik politika araçları belirlenirken, küresel gelişmeler, piyasaların gidişatı ve fırsat maliyetlerinin detaylı olarak göz önüne alınması gerekiyor. Yerli kömürden elektrik üretimini özendirmeyi amaçlayan politika araçları, yüksek maliyetler ve ömrünü tamamlamadan atıl duruma düşecek santral yatırımlarıyla karşı karşıya kalmamıza neden olabilir. Paris Anlaşması sonrasında kömür projelerinin finansmanı ve toplumsal kabulü giderek zorlaşırken, Türkiye'nin seçimini yenilenebilir enerji teknolojilerinden kullanması, bu alanda takipçi değil öncü olma fırsatını kaçırmaması gerekiyor.


Read More

Google' dan yenilenebilir enerji alanında yeni bir yatırım.

Yenilenebilir enerji artık teknoloji devleri için en önemli meselelerden biri ve bu konuda en aktif şirketlerden biri Google. Enerji şirketi olmayan en büyük yenilenebilir enerji müşterisi olan Google, bu alanda yeni bir yatırım daha yaptı.
Gelecek 10 yıl içinde enerji tüketimini tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarına bağlamak isteyen, hatta bir ara keçi kiralayan Google, bu kez Center for Resource Solutions adlı kâr amacı gütmeyen bir organizasyona tohum yatırımı (desteği) yaptı. Yatırımın tutarı ise açıklanmadı.
Asya’da Yenilenebilir Enerji Atılımı
Center for Resource Solutions, yenilenebilir enerji sertifikasyonu yapan bir organizasyon ve bu yatırımla Asya’da atılım yapmayı hedefliyor. Şirket, Kuzey ABD’de uyguladığı Green-e sertifika programının bir benzerini Tayvan’da başlatacak ve bu sayede Tayvan’da sunucu merkezi bulunan Google’ın yenilenebilir enerjiye geçişinin de önünü açacak.
Tayvan’ın bu kapsama alınması önemli zira paylaşılan bilgilere göre Google’ın Tayvan’da tek enerji sağlayıcısı Taipower’a bağlı olması sürekli enerji ihtiyacı olan Google için bazı sorunları da beraberinde getiriyor. Diğer yandan Google’ın Asya’da sunucu merkezi kurduğu yerlerden biri olan Singapur’da da benzer bir strateji izlemesi mümkün gözüküyor.

Google, 2013’te Spinning Spur Wind Project’e 200 milyon dolarlık bir yatırım yapmıştı. Sunucu merkezi açısından en büyük teknoloji şirketlerinden biri olan Facebook ise geçtiğimiz Ocak ayında Avrupa’daki yeni veri merkezini tamamen yenilenebilir enerji ile güçlendirileceğini açıklamıştı.
Read More

'' Enerji Günümüzde Dünyanın Geleceğini Tayin Eden En Önemli Faktör Haline Gelmiştir ''

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Vekili Serdar Zabun, “Enerji, günümüzde dünyanın geleceğini tayin eden en önemli faktör haline gelmiştir” dedi.

KahramanmaraşTicaret ve Sanayi Odası ile Lisanssız Elektrik Derneği (Lİ-DER) işbirliğinde düzenlenen  “Yenilenebilir Enerji” konferansında konuşan Zabun, sürekli artan enerji talebini karşılamak için yenilenebilir enerjinin önemli olduğunu söyledi.
“Sürekli artan enerji talebini karşılamak ve dışa bağımlılığı azaltmak için bütün potansiyelimizi en kısa sürede kullanmak ve yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızın tamamından yararlanmak durumundayız” diyen Zabun: “ Son dönemde enerjide liberalleşme stratejisi güden Türkiye, dışa bağımlılığın azaltılması, yerel kaynakların kullanımının azami seviyeye yükseltilmesi ve iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerinden yola çıkarak, ulusal enerji arz portföyünde yenilenebilir kaynakların payını yükseltme ve enerji sepetine nükleer enerjiyi de ekleme yolunda çalışmalarını sürdürmektedir. Toplam kurulu güç içerisindeki yenilenebilir kaynak payının 2023 yılı itibarıyla en az %30 oranına yükseltilmesi hedeflenmektedir. Ülkemiz açısından diğer önemli bir husus ise ülkemizde yapılacak yatırımlar ile yenilenebilir enerji teknolojilerinin ülkemize kazandırılması ve istihdam sağlanmasıdır” şeklinde konuştu.


RES, GES VE JEOTERMAL ENERJİ SİSETEMLERİ KURULMALI
Zabun konuşmasında şunlara yer verdi: “Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılının kutlanacağı 2023 yılına yönelik, şu an 70.000 MW’ı aşan mevcut kurulu gücümüzün 120.000 MW’a çıkarılması, kurulu rüzgâr enerjisi kapasitesinin 20.000 MW’a ulaştırılması, 600 MW jeotermal ve 3.000 MW güneş enerjisi kapasiteli santrallerin kurulması öngörülmektedir.
UluslararasıEnerji Ajansı da benzer şekilde, 2050 yılında küresel elektrik enerjisi üretiminin yüzde 11 gibi önemli bir oranının güneş enerjisinden sağlanacağını öngörmektedir. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, 2030 yılına kadar yenilenebilir kaynaklar yıllık yüzde 7,6 büyüme payı ile en hızlı büyüme oranına sahip enerji kaynağı olacaktır. Yine Ajans’a göre yeryüzüne 90 dakikada vuran güneş ışığı, tüm dünyanın bir yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak potansiyele sahiptir.  Yenilenebilir enerji, çevresel faktörler bakımından gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma imkanını da sağlayacaktır.  Buradan hareketle, önümüzdeki yıllarda alternatif enerji kaynaklarının, özellikle yenilenebilir enerjinin çok daha değerli hale geleceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.  Kahramanmaraş, enerji konusunda stratejik öneme sahip bir bölgedir. Termik ve hidrolik enerji yatırımlarında ciddi mesafe kat etmiştir. Bugüne kadar ilerleme kaydetmemiş olan rüzgar ve güneş enerjisi konusunda ise yatırımcılara ihtiyaç duymaktadır.  Bu itibarla, Yenilenebilir Enerji seminerinin Kahramanmaraş’ta düzenlenmesi çok daha anlamlı olmaktadır”

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR VAR
Lİ-DER Başkanı Yalçın Kıroğlu, Lisansız elektrik denildiğinde herkesin aklına 1MW’a kadar olan elektrik üretimi geldiğini bunun doğru ama eksik bir bilgi olduğunu belirtti.
Kıroğlu, lisansız elektrik ile ilgili şu bilgileri verdi: “Derneğimiz sektör oyuncularını bir araya getirmek üzere oluşturuldu. Lisansız elektrikdenildiğinde herkesin aklına 1MW’a kadar olan elektrik üretimi geliyor. Doğruama eksik bir bilgi. Lisansız elektrik üretimini ikiye ayırmak lazım. Birincisisınırlı üretim yani 1MW kadar, burada sadece elektrik abonesi olmak koşulu ileEPDK’dan lisans almadan tüketim fazlasının tamamının devlet tarafından 10 yılalım garantisinin olduğu, üretiminin de tüketiminin de farklı yerlerdeolabileceği bir üretim teknolojisi. Bir ampul kadar bile tüketiminiz olsa,  1MW’lık tesis kurabiliyorsunuz. Sınırsızüretim modeli de ikinci elektrik üretim modeli ise Üretim ve tüketimin aynıolması koşulu ile yenilenebilir enerji metodu olmak suretiyle tüketim fazlasıolsa bile şebekeye verip para alınmayan sınırsız üretim modeli. Bu kapsamdaTürkiye’de pek çok ilkler yaşandı. Trakya bölgesinde bir tekstil fabrikasıtüketmekte olduğu elektriği kendi üretmek için fabrikasının tam ortasına rüzgartribünü koyarak 2.35MW yılda 7,5 milyon kilovat elektriği üretti. Ve bununhepsini de lisansız elektrik yönetmeliği sayesinde yaptı. 98 metre ile deTürkiye’nin en büyük rüzgar tribünü unvanına sahip oldu. Kahramanmaraş gibitekstil bölgesinde bu sistem uygulanabilir. Lisansız elektrik üretimi demek1MW’lık elektrik üretimi anlamına gelmiyor sadece.  Eğer tüketiminiz fazla ise iş yeriniz, AVM,Hastane, fabrikanız var ise yüksek elektrik tüketimine sahip iseniz,üretiminizi lisansız elektrik üretimi ile yapabilirsiniz”


Konuşmaların ardından Ertuğrul Kazancı,  Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı’nın Yenilenebilir Enerjiye Mali ve Teknik Destekleri, FatihMehmet Emiroğlu TKDK Yönünden Yenilenebilir Enerji Destekleri, AKEDAŞ Yatırım Planlama ve Proje Müdürü Alparslan Gürbak Lisanssız Elektrik Üretimi Başvuru ve Değerlendirme Süreci, Ekore Enerji CEO’su Serhan Süzer Güneş Enerjisi Santralleri, Mars Enerji , Elektrik-Elektronik Y. Müh. Cüneyt Ergünay Rüzgar Enerjisi Santralleri, Tres Enerji Ali Hakan Everekli  Kojenerasyon Trijenerasyon Sistemleri hakkında bilgiler verdi.
Read More

Hindistan’da ilk kez yenilenebilir enerji üretimi nükleer enerji üretimini geçti.



1.2 milyar nüfüslu Hindistan'ın yenilenebilir enerjiye yıllardır yaptığı yatırımlar yavaş yavaş meyvesini vermeye başladı. Ülkenin güneş ve rüzgarla elde ettiği enerji, nükleer enerjiden elde ettiği enerji miktarını geçti.


Son verilere göre, ülkede üretilen elektriğin yüzde 5.6'sı yenilenebilir enerji kaynaklarından gelirken,nükleer enerji ile yüzde 3.2'lik bir üretim yapılıyor.





Hindistan'ın en büyük yenilenebilir enerji kaynağı rüzgar santralleri oluşturuyor. Ancak son yıllarda güneş enerjisi alanında da yatırımlar arttırıldı. Hindistan'ın 2022 hedefi ise, yenilenebilir enerji kaynaklarını ülkenin ikinci en büyük enerji kaynağına çevirmek olarak biliniyor.

Ülkede karbon salınımını asgari düzeye çekmek için son 10 yıldır yenilenebilir enerji kaynakları konusunda büyük yatırımlar yapılıyor.
Read More

Yenilenebilir Enerji ile Yıllık 4.2 Trilyon Dolar Tasarruf Mümkün.



Yenilenebilir enerjinin, küresel enerji dağılımındaki payının 2030 itibari ile ikiye katlanması trilyonlarca dolar tasarruf sağlayacak.Bu rakam, yapılması gereken yatırımın 15 katı anlamına geliyor.



Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı'nın (IRENA)'nın yaptığı son araştırma, yenilebilir enerjiye geçişin küresel ekonomiye potansiyel katkısını ortaya koydu. Araştırmaya göre, yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payının 2030 yılına kadar iki katına çıkarılması ile yılda 4.2 trilyon Dolarlık dolarlık tasarruf sağlanabilir, ki bu artışın sağlanması için gerekli olan yatırımdan çok daha yüksek.
IRENA tarafından yayınlanan; REmap: Roadmap for a Renewable Energy Future (Yenilenebilir Haritası: Yenilenebilir Enerji Geleceği için Yol Haritası) adlı rapor, şu anda küresel elektrik üretiminde payı %18 olan yenilenebilir enerjinin payını 2030 yılına kadar %36'ya çıkarılması için yapılabilecek basit adımları da özetliyor.
2030 yılında 24.4 milyon insana yenilenebilir enerji sektöründe istihdam sağlanabilir, Bu 2014 yılının rakamlarına göre, sektörde 15 milyondan daha fazla yeni istihdam anlamına geliyor,Küresel gayri safi hasılayı 1.3 Trilyon dolar yükseltebilir,Kömür gibi fosil yakıtlar gibi kaynaklardan kaynaklı hava kirliliğini düşürerek yıllık ortalama 4 milyon kişinin hayatını kurtarılmasını sağlayabilir,Küresel sıcaklık artışını, sanayi öncesi dönemlere göre 2°Cnin altında tutulmasını sağlayabilir,2030 yılına kadar enerji kaynaklı sera gazı emisyonunu 12 milyar ton düşürebilir - Bu rakam, ülkelerin Paris Anlaşması öncesi verdiği Ulusal Katkı Niyet Beyanlarındaki rakamın tam 5 katı emisyon azaltımı anlamına geliyor.




IRENA Genel Direktörü Adnan Z. Amin "Yenilenebilir enerjiyi iki katına çıkarmak sadece mantıklı ve makul değil aynı zamanda da yapmamaktan çok daha ucuz. Yenilenebilir Haritası Raporu, sadece en ekonomik yolu değil, çevresel ve sosyal olarak en vicdani yolu da gösteriyor. Bu yol daha fazla iş yaratacak, düşecek olan hava kirliliği ile milyonların hayatını kurtaracak ve Paris'te anlaşılan 2 derece hedefi için izlenmesi gereken yola da girmemizi sağlayacak" diyor.
Bu rapor, IRENA'nın daha önce hazırladığı küresel yol haritası raporunun ikinci versiyonu, bu seferki analiz, küresel enerji kullanımının yüzde 80'ni yapan 40 ülkeyi kapsıyor. Kapsanan ülkeler arasında Türkiye de bulunuyor. Rapora göre, elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin payı önemli aşamalar kaydetti, bu adımlar devam ederse, 2030 yılına kadar yenilenebilir enerjinin payı yüzde 45 düzeyine çıkabilir, ancak elektrik üretimi dışında da yenilenebilir enerjinin kullanımı için, ulaşım sektörü, binalar ve sanayi sektöründe önemli bir potansiyel var. Ancak bu sektörlerde olan gelişmeler, olması gerekenden daha yavaş ilerliyor.
IRENA Yenilikçilik ve Teknoloji Merkezi Direktörü, Dolf Gielen "Güç ve elektrik sektöründe, enerji dönüşümü hızlı ilerliyor, ancak küresel iklim ve kalkınma hedeflerine ulaşabilmemiz için, ulaşıma, ısınmaya ve soğutma sektörüne daha çok odaklanmamız gerekiyor. Eğer gerekli aşamaları kaydeder, ve 2030'a kadar iki katı yenilenebilir enerji hedefine ulaşırsak, bu en yüksek enerji tüketen sektörler de daha gazla yenilenebilir enerji kullanıyor olacaklar ve hedefe daha fazla yakınlaşacağız" diyor. Var olan ulusal planlara göre, yenilenebilir enerjinin payı küresel düzeyde 2030 yılına kadar yüzde 21'e ancak ulaşabilecek. 2030'a kadar iki katı yenilenebilir enerji hedefini yani yüzde 36 hedefini tutturmak için, yıllık yenilenebilir enerji kurulum hızının 6 katına çıkması, 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji konusunda, yıllık ortalama brüt 770 milyar Amerikan Doları daha fazla yatırım gerekiyor, bu yatırımların küresel enerji sistemindeki net olarak yaratacağı harcama artışı ise sadece yıllık 290 milyar Amerikan Doları. Bu yatırımın yaratacağı tasarruf ise bu rakamın tam 15 kat: 2030 yılına kadar 4.2 trilyon tasarruf hava kirliliğine ve iklim değişikliğine yapılacak olan harcamaların düşürülmesi ile sağlanabilir.Yenilenebilir enerjiyi iki katına çıkarmanın temel faydaları:5 temel adım atılması gerekiyor: Bu hedefe ulaşmak için raporda 5 öncelik belirleniyor:(1) Fosil yakıtlar lehine sonuç veren, piyasa aksaklıklarını gidermek;
(2) enerji sistemlerinin esnekliğini arttırarak farklı yenilenebilir enerji formlarının sisteme girişini kolaylaştırmak;
(3) yeni kentsel dönüşüm projelerinde ve sanayide ısınma ve soğuma kullanımı için yenilenebilir enerji kullanımını önceliklendiren çözümler üretmek;
(4) yenilenebilir enerji ve biyo-yakıtların ulaşımında kullanımını arttırarak hava kirliliğini düşürmek
(5) biyo-enerjinin sürdürülebilir, ekonomik ve güvenilir bir şekilde teminini sağlamak. IRENA Genel Direktörü Adnan Z. Amin; Yenilenebilir enerji çağı önümüzde, ama gerekli olan çabayı sarf etmez isek, bu potansiyele uluslararası iklim ve kalkınma hedeflerimize ulaşmak için gerekli olan hızda erişemeyeceğiz. Bu yol haritası, hem kamuda hem de özel sektördeki karar vericilere, eldeki fırsatları ve bu fırsatları kaçırmanın maliyeti hakkında önemli bir uyarı yapıyor". Diyor.
Read More

Türkiye Yenilenebilir Enerjiyi Yapay Olarak Pahalılaştırıyor.



Enerji sistemlerinin dönüşüme odaklanan  Agora Energiewende İcra Direktör Yardımcısı Markus Steigenberger, Almanya'ya oranla daha zengin güneş ve rüzgar kapasitesi olan Türkiye'ye "uygun maliyetli" yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırma çağrısı yaptı.
Steigenberger, rüzgar ve güneş enerjisi için kurulacak santrallerin, uzun süren ruhsatlandırma süreçleriyle yavaşladığını belirtti.

DHA'nın sorularını yanıtlayan Markus Steigenberger, geçmişte nükleer enerji üreticisi olarak bilinen Almanya'nın yenilenebilir enerjiye geçişteki kararlılığını yinelerken, Türkiye açısından "nükleerin iyi bir seçenek olmayacağı" görüşünü vurguladı.
Almanya merkezli Agora Energiewende'den Steigenberger, 3 mart 2016'da İstanbul'da gerçekleşen "Paris Anlaşması Sonrası Enerji Politikaları Paneli"nde konuşmacı olarak yer almıştı. Aralık ayında Paris'te gerçekleşen Birleşmiş Milletler 21. Taraflar Konferansı (COP21) kapsamında üzerinde fikir birliğine varılan küresel anlaşma, emisyon azaltım hedefleri doğrultusunda yenilenebilir enerjiye geçiş sinyalleri vermişti.
Panelin ardından DHA' ya konuşan Agora düşünce kuruluşundan Steigenberger, Almanya'da hükümet ve parlamentonun nükleer ve fosil yakıtları geride bırakıp, yenilenebilir enerjiye yüzünü dönmek konusunda net kararlar verdiğini söyledi.
Steigenberger, "Almanya'da siyasi partiler ve toplumun en önemli mevkileri arasında, nükleer ve fosilden yenilenebilir enerjiye geçiş konusunda bir fikir birliği var. 2022'nin sonunda son nükleer santralin de kapatılması gerekecek ve kimsenin karşı çıkabileceği bir durum değil" dedi.
Yenilenebilir enerji yüzde 3'ten 33'e yükseldi
Almanya'da yenilenebilir enerji payının 1990'da yüzde 3 ile başladığını belirten enerji uzmanı, bu oranın 2000'de yüzde 6'ya çıktığını, ardından rüzgarın rekor kırdığı 2015'te yüzde 33'e yükseldiğini açıkladı.
Steigenberger, "Yenilenebilir enerjinin artışı tahmin edilenden çok daha hızlı oldu ve tüm hedefler aşıldı. Ancak, yenilenebilir enerjiyi kurmak bir bakıma kolay. Asıl sorun, tüm sistemi nasıl dönüştüreceğimiz" diye vurguladı.
Almanya'da yenilenebilir enerji deyince akla güneş ve rüzgarın geldiğini belirten Steigenberger, bu iki enerji kaynağının en ucuz teknolojiler olduğu ve ülkenin gelecekteki güç sistemi olarak belirlendiğine dikkat çekti.
Buna rağmen, "güneş ve rüzgar enerjisinin hava koşullarına bağımlı olması, sistem odaklı bakıldığında bir sorun" diye konuşan Steigenberger, elektrik kesintileri değil, güvenilir bir sistem istediklerini belirtti.
"Rüzgar ve güneşle dengeyi kurabilecek esneklik gerekli" diye sözlerini sürdüren enerji uzmanı, Almanya'nın depolama, şebeke, esnek gaz ve elektrik tüketimi yoğun olan şirketlerin kullanımını arz-talep ilişkisi doğrultusunda azaltmak gibi teknik çözümlere odaklandığını söyledi.

Ayrıca, ısınma ve ulaşım gibi diğer endüstrilere entegrasyonu sağlayarak ve "pazarı tasarlayarak" bu karmaşık sistemi senkronize ve organize etmenin önemine değindi. Markus Steigenberg, "mümkün olan en az maliyetli şekilde bunu başarmak istiyoruz" diye vurguladı.
İşte bu dönüşen pazarın en önemli özelliği, karbon teknolojilerinden uzak, elektriğe her istenildiğinde ulaşılabilen ve güvenli bir sistem olması.
Steigenberger'e göre, işte bu sorunun yanıtını Almanya henüz bulabilmiş değil.
"Türkiye'nin rüzgar ve güneşi, Almanya'dan çok daha iyi"
Peki "bulutların ülkesi" Almanya'nın, "güneşin ülkesi" Türkiye'ye önerileri neler?
Almanya'da yeterli güneş olmaması ve rüzgar koşullarının kötü olması sebebiyle, Türkiye'nin çok daha güçlü konumda olduğuna dikkat çeken Agora yöneticisi, rüzgarın en ucuz güç olduğu ve güneşin de 10 yıl sonra en ucuz kaynak olacağı yorumunu yaptı.
Markus Steigenberger'e göre, iklim değişikliği ve sağlığa ilişkin riskler bir tarafa bırakıldığında bile ucuz olması yenilenebilir enerjiye yönelmek için yeterli bir sebep.
Steigenberger, Türkiye'nin ise santrallerin kurulumunu yapay olarak pahalılaştırdığı ve idari süreçler ve ruhsat onayını karmaşıklaştırdığı eleştirisini yaptı.

Staigenberger'e göre, Almanya'da iki üç ayda kurulabilen santrallerin Türkiye'de en az bir senede kurulabilmesi yatırımcılar açısından da belirsizlik kaygısı yaratıyor.
 
"Nükleer, iyi bir seçenek değil"
Almanya, nükleere sırtını dönerken, Türkiye kısa süre önce Mersin'in Akkuyu bölgesinde yapılacak ilk nükleer santral için kolları sıvadı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı da "2023'te iki santralimiz olacak" diye duyurdu.
Markus Steigenberger ise "nükleerin iyi bir seçenek olmadığını" belirtti ve ekledi:
"Nükleere ilişkin riskleri ve nükleer atıklar gibi henüz yanıtları bilinmeyen soruları yargılamak herkesin fikrine kalmış. Ancak Almanya'nın nükleeri sonlandırmak için sebepleri vardı. Öncelikle nükleer, güneş, rüzgar ve tabii ki kömürden çok daha pahalı. Neden nükleer santral kuralım ki?"
Agora yetkilisi, "Güç sistemi açısından da baktığımızda, nükleerin iyi bir seçenek olmadığı görüşündeyim" diye uyardı.


Nükleerin "esnek olmayan" doğası ve 24 saat çalışması gibi dezavantajlarına değinen Steigenberger, nükleerin sistemde yenilenebilir enerjiye yer açmadığına dikkat çekti.


Ayrıca, "Rüzgar ve güneşin dünyasında, nükleer ihtiyacınız olan şey değil" diye vurguladı.
Read More
enerji (24) (16) (9) (7) (5) (5) (3) (3) (3) (3) (3) (3) (3) (3) (3) (3) (2) (2) (2) (2) (2) (2) (2) (2) (2) (2) (2) (2) (2) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1) (1)

Enter your email address:

Delivered by FeedBurner

TWEETS BY YENİLENEBİLİR