Rüzgar Enerji Santrali Yatırımında Teşvik Değişikliği.




Bakanlar kurulunun aldığı kararla yenilenebilir enerji makine ekipman üreticilerine büyük avantaj sağlandı. 1 milyon TL üzerinde türbin, jeneratör ve kanat üretimi yatırımları bütün Türkiye'de 5. bölge teşviklerinden yararlanabilecek.

Resmi gazetede yayınlanan hükümle 3. teşvik kısmında bulunan Balıkesir ve 2. teşvik bölgesinde bulunan Çanakkale' de üretimi yapılacak olan Türbin, Jeneratör ve kanat üretimi yatırımları için 5. bölge teşvikleri uygulanması kararlaştırıldı.

Konuyla alakalı bir değerlendirme yapan Güney Marmara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Esra Kocabaş ' Türkiye'nin en iyi lojistik konumuna sahip Balıkesir ve Çanakkale'de teknoloji yatırımlarının artacağını bildirdi. Söz konusu kararla 3. teşvik bölgesinde yer alan Balıkesir ve 2. teşvik bölgesindeki Çanakkale'de yapılacak türbin, jeneratör ve kanat imalatı yatırımları için 5. Bölge teşviklerinin geçerli olacağını ' ifade etti.


İnşa edilen yeni düzenleme ile yenilenebilir enerji üretimi ile ilgili lider olan bölgenin makine ekipman üretimi yatırımlarında da avantajlı bir noktaya geleceğini ifade eden GMKA genel sekreteri, ' Hali hazırda Türkiye'de rüzgar enerjisinden üretilen enerjinin %30 ' un Çanakkale ve Balıkesir civarında üretildiğini, bölgede yoğun bir yenilenebilir enerji üretimi yapıldığını söyledi. Ocak 2015 verilerine göre işletmede olan rüzgar enerji santrallerinin (RES) kurulu güç bakımından dağılımına yönelik Güney Marmara Bölgesi toplamda 1000 MW ' a yaklaşan kurulu gücü ile Türkiye'de en önemli rüzgar enerjisi üretim merkezi ' olduğunu vurguladı.





Yenilenebilir enerjide türbin, jeneratör, kanat gibi ekipmanları üreten yatırımcılar, Ekonomi Bakanlığının teşvik sistemine göre 5. bölge desteklerini alabilecek. Buna göre yapılacak yatırımlarda KDV istisnasından gümrük vergisi muafiyetine, kurumlar vergisi indiriminden sigorta primi işveren hissesi desteğine, yatırım yeri tahsisinden kredi desteğine kadar birçok konuda yatırımcılara avantaj sağlanacağı öngörülüyor.
Read More

Tesla devrim niteliğinde evlere elektrik sağlayacak Powerwall pillerini tanıttı.




Elektrikli araçların, sistemlerin yaygınlaşması konusunda en fazla çalışma yapan firmalardan biri olan Tesla, ev ve iş yerleri için tasarladığı yeni Powerwall batarya sistemlerinin tanıtımını gerçekleştirdi.


Dünyanın enerji kullanım alışkanlıklarını değiştirerek verimli ve çevreci bir enerji altyapısı kurmayı hedeflediklerini belirten şirketin CEO'su Elon Musk, yeni ürünleriyle bu değişimin ilk adımını attıklarını belirtiyor.

Enerjinin daha verimli ve etkin kullanılmasını hedefleyen bu sistem sayesinde güneş panellerinden elde edilen elektrik '' Powerwall '' içerisinde depolanıyor ve panellerin yeterince elektrik üretemediği anlarda konuta gerekli olan enerjiyi sağlıyor.

Tesla Powerwall adlı sistem evlere, iş yerlerine yerleştiriliyor ve güneş enerjisini depoluyor. Bu sistemin amacı insanların şehir elektrik şebekesine olan bağlılığı azaltmak ve bir kesinti olması durumunda yedek güç kaynağı olarak işlev görmek.




Powerwall kullanıcılara birkaç farklı yoldan güç temin ediyor. İlk olarak kullanıcının ürettiği fazla enerjiyi depoluyor, böylelikle belirli bir zamanda kullanılmayan enerji daha sonra kullanılabiliyor. Buna ek olarak şehir şebekesindeki elektrik en ucuz fiyat aralığındayken enerjiyi depolayabiliyor. Bu depolanan enerji de fiyatın en pahalı olduğu yoğun saatlerde ev aletleri için kullanılabiliyor, böylelikle maliyetler düşürülmüş oluyor.



Ayrıca uzun vadede paradan tasarruf etmeyi amaçlıyor, ancak geniş çapta bakıldığında, güneş enerjisi üretimiyle birlikte şehir şebekesine olan bağlılığı azaltıyor, enerjiyi çevreyle daha dost kaynaklardan elde etmeyi sağlıyor.





Tesla Powerwall Ev Batarya Sisteminin evdeki her şeyi besleyebildiğine dikkat çekiyor. 0.2 kWh güç çeken buzdolabından 2.3 kWh çeken çamaşır makinesine, 7 kWh veya 10 kWh güçdesteği sunan Powerwall birimlerinin evdeki her şeyi çalıştırmaya yeteceğini belirtiyor.



Powerwall 2 kW’de sürekli güç sağlıyor, güç çıkışı en yüksek 3kW seviyesine çıkıyor.


Piller bakımından herhangi bir sınırlama yok; çift veya daha fazla sayıda pili bağlamak mümkün oluyor. Tabii ki, pili dolduracak güneş ışığı miktarı sınırlı, ancak Powerwall elektrik şebekesine bağlı olduğu için, kullanıcı kendi elektriğini üretmediği zamanlarda normal şehir şebekesine geçip oradan enerji temin etmek mümkün oluyor.

Tesla Powerwall’un 10 kWh’lık versiyonu 3500 dolar, 7 kWh’lık versiyonu da 3000 dolar fiyatla tedarikçilere, eylül ayından itibaren dağıtılmaya başlanacak. Ürünün tedarikçiler için maliyeti bu şekilde, ancak sistemin, güneşten enerjiyi çekmeyi sağlayan güneş panelleri gibi, geri kalan birimleri ve kurulum için de belirli bir parayı gözden çıkarmak gerekecek.









Blog yazarı olarak belirtmeden geçmek istemediğim bir konu var. PayPal'in kurucusu olan sonrasında SpaceX, Tesla, SolarCity adlı firmaları oluşturan Elon Musk' u Atlantic dergisi yaşayan en büyük mucid olarak tanımladı.Vanity Fair ise dünyanın bir numaralı ezber bozan adamı yakıştırmasına uygun gördü.

Read More

Paris’te yapılan COP21 iklim zirvesi anlaşmayla sonuçlandı.



Yaşanan anlaşmazlıklar cuma gecesi geç saatlere kadar süren görüşmelerin ardından zirve bir gün daha uzatılırken, küresel ısınmayı 1.5 derece tutmayı hedefleyen taslak, gelişmekte olan ülkelerin de kabulüyle oylamada olumlu sonuç aldı.

195 ülkenin onayladığı ortak metin kısmi bağlayıcılık taşıyor. Anlaşma küresel ısınmayı 2 derecenin altında çekerek 1.5 derece ile sınırlamayı öngörüyor. Ayrıca gelişmekte olan ülkelerin alınacak tedbirlerden olumsuz etkilenmemesi için de 100 milyar dolar kaynak ayrılıyor.










COP21 PARİS İKLİM ZİRVESİ 2015





İki haftayı bulan tartışmalar sonucu varılan antlaşma metninin 2020 yılından itibaren 1997 Kyoto Protokülü' nün yerini alması planlanıyor.

Çevreci kuruluşlara göre ise anlaşma olumlu bir adım olsa dahi hedefe ulaşmak için yeterli olmayacak.

Read More

Ayın çekim gücü ile oluşan gelgitler yenilenebilir enerji kaynağı olarak kullanılacak.





155 Bin Eve Elektrik Sağlayacak Dünyanın En Büyük 'Gelgit Enerji Santrali'

Ayın çekim gücü sonucu ortaya çıkan gelgitler, sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kaynağı olarak literatürde yerini alıyor. Med cezir olayının güçlü olarak göründüğü İngiltere de bu enerjiden faydalanmak için en uygun sayılan yerlerin başında geliyor ve bu sebeple öncü durumunda.

Dünyada bir ilk olması beklenen Swansea körfezinde gelgit lagünü (deniz uzantısı şeklinde oluşturulan göl) okyanustaki med cezir sonucunda, yükselme ve alçalmaları kullanarak yenilenebilir enerji sağlayacak.

Bu sayede 155 bin evi elektriklendirecek ve bunu 120 yıl sağlayacak. Santral tamamlandığında oluşturulan elektrik, 250 bin varil petrolün yerini alacak. Yanikarbon ayak izini oldukça düşürecek. 1966 yılından beri okyanus gelgitlerinden faydalanılıyordu, ancak Swansea lagünü yeni metodu kullanmada bir ilk olacak.
Bu suni gelgit havuzu 9,7 kilometre uzunluğunda ve büyük oranda su tutabilecek. Yüksek dalgalarda havuz 11,7 km² alanda deniz suyunu tutacak. Deniz seviyesi azaldığında havuzdaki su, havuz dışındaki sudan 8 metre yüksekte olacak.



Bu tesis havuz ve deniz arasındaki potansiyel enerji farkını kullanıyor. Havuzdaki su seviyesi gelgitlerle yükseliyor ve tirbünlerden geçerek denize akıyor. Bu işlem enerji üretecek su kalmayıncaya kadar, yani hem deniz hem havuz su seviyesi eşitleninceye kadar devam ediyor. Su seviyesi düşünce vanalar kapanıyor. Gelgitle yükselen deniz seviyesi belli bir seviyeye ulaştığında vanalar açılıyor ve bu sefer de tirbünlerden geçen su denizden havuza doluyor. Havuz dolunca vanalar kapatılıyor. Gelgit sebebiyle düşen deniz seviyesi sayesinde yine seviye farkı oluşuyor, vanalar tekrar açılıp tirbünler aracılığıyla denize su akışı sağlanıyor. Havuz ve deniz arasında 26 tirbün aracılığıyla olan bu akış sürecinde elektrik üretiliyor. Günlük olarak tirbünlerden geçen su 10 bin olimpik havuzu dolduracak suya denk geliyor.
Swansea körfezinde gelgit lagünü temiz enerji üretmesinin yanı sıra, spor alanları sunacak ve deniz kenarı heykel bahçesi olarak da kullanılacak. Yelkenli, dalgıçlık, sörf, bisiklet, koşu gibi sporlara imkân tanıyacak alan heykellerle de donatılacak.
İngiltere’nin Wales bölgesinin seçilmesinin sebebi, bu bölgede yüksek gelgit farklarının olması. Gelgitler tirbünlere sağlanan su miktarını maksimize edecekler ve yılda 420 GW saat elektrik üretilmesini sağlayacaklar. İngiliz Enerji Bakanlığı’nın onayladığı 1 milyar pound ederindeki projenin inşasına 2017 yılı içinde başlanacak. Santralin 2021 yılında enerji üretimine başlayacağı umut ediliyor. Tesisin, işsizlik oranının yüksek olduğu bu bölgede yeni iş kapıları açması da bekleniyor.
Read More

Türkiye'nin ilk "Yeşil" yerel yönetim binasının temeli Çanakkale'de atıldı.



Türkiye'nin ilk 'Yeşil' yerel yönetim binasının temeli Çanakkale'de atıldı.
Çanakkale Belediyesi Yeşil Yerel Yönetim ve Kültür Merkezi binasının temeli atıldı. 10 bin metrekarelik alana yapılacak yeni binanın enerjisi güneş, rüzgar ve toprak gibi doğal kaynaklardan sağlanacak.

Çanakkale Belediyesi Yeşil Yerel Yönetim ve Kültür Merkezi binasının temeli atıldı. 10 bin metrekarelik alana yapılacak yeni binanın enerjisi güneş, rüzgar ve toprak gibi doğal kaynaklardan sağlanacak.
Eski Çanakkale Belediyesi hizmet binasının bulunduğu alana yapılacak Yeşil Yerel Yönetim ve Kültür Merkezi binasının temel atma törenine Vali Hamza Erkal, milletvekilleri Muharrem Erkek ile Bülent Öz, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer ve CHP’nin Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke’nin yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan temel atma töreninde daha sonra dua edildi. Enerji kaynaklarını güneş, rüzgar ve toprak gibi doğal kaynaklardan sağlayacak, enerji israfını engelleyecek bina, belediye birimlerini aynı çatı altında toplayacak. Yeşil Yerel Yönetim ve Kültür Merkezi aynı zamanda kent meydanı olarak da düzenlendi. Öte yandan 2012 yılında ilan edilen ulusal mimari proje yarışması ile elde edilen proje, Türkiye’de yarışma yolu ile seçilen ilk ’Yeşil Yerel Yönetim’ binası olma özelliği de taşıyor.
TEKNİK ÖZELLİKLERİ
Toplam 10 bin metrekarelik alan üzerinde 27 bin kapalı alana sahip bina, 2 adet bodrum kat, zemin kat ve 3 normal kattan oluşuyor. Bodrum katlarda 162 araçlık, 6 bin 500 metrekarelik kapalı otopark alanı, 814 kişilik 598 metrekarelik çok amaçlı salon, 390 kişilik 410 metrekarelik nikah salonu, 356 metrekarelik medya ve birimlere ait arşiv bölmeleri ile giriş katında 290 metrekarelik meclis salonu, kent meydanına açılan 404 metrekarelik sanat galerisi ve müdürlük ofisleri bulunuyor. Üst katlarda ise başkanlık makamı ve diğer müdürlük ofisleri ile 465 metrekarelik yemek salonu yer alıyor.
Read More

Yeni Zelanda 2018 sonuna kadar kömür ile çalışan iki termik jeneratörü kapatacağını bildirdi.


Yeni Zelanda kömüre dur diyor: Yenilenebilir Enerji herkese yeter.




Yeni Zelanda’nın enerji kuruluşu Genesis Energy, ülkedeki son 2 termik jeneratörü 2018 yılının sonuna kadar kapatacaklarını duyurdu.
Genesis Energy’nin geçtiğimiz perşembe günü yaptıkları duyuruda, ülkenin kuzeyinde kalan Huntly Enerji Santrali’ndeki son iki kömürle çalışan jeneratörün 2018 yılına kadar kapatılacağı belirtildi. Bu kararla birlikte ülkede kömürle çalışan herhangi bir enerji santrali kalmayacak.


Yılda 5 bin kilotonluk karbon salımı yapan santral, ülkedeki toplam karbon salımı payının yüzde 5’ine sahip.
Yeni Zelanda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Simon Bridges yaptığı açıklamada, “Tarihsel olarak ele aldığımızda, özellikle ülkede yaşanan kuraklıktan kaynaklanan hidroelektrik üretiminin azaldığı dönemlerde, kömür ülke enerjisi için önemli bir rol oynamıştı. Ancak son yıllarda yenilenebilir enerji alanında yaşanan büyük teknolojik gelişmeler, kömüre artık bir son vermemiz gerektiğini bize anlatıyor” dedi.
Enerji ihtiyacının yüzde 80’lik kısmının yenilenebilir enerjiden karşılandığı Yeni Zelanda için bu karar aslında çok da şaşırtıcı değil. Biyogaz, rüzgâr ve hidroelektrik santrallerinden üretilen elektrik pek çok ülkeye ilham olurken, ülke yetkilileri 2050 yılına kadar tüm enerji ihtiyacının yenilenebilir enerjiden karşılanmasını hedefliyor.
Hidroelektrik santraller her ne kadar yenilenebilir enerji kaynağı olarak ele alınsa da su ekosistemlerine verdikler zarar azımsanamayacak kadar büyük. Ülkenin en büyük hidroelektrik santrali ve ikinci en büyük enerji santrali olan Manapouri Hidroelektrik Santrali, kuruluş döneminde oldukça sancılı dönemler geçirdi. Ülkedeki doğa aktivistleri, kurulduğu bölgedeki Manapouri Gölü’nün su seviyesini yükselttiği gerekçesiyle büyük kampanyalar düzenledi. Ancak uzunca süren mücadele sonucunda santral çalışmaya devam etti.

Read More

Enerji ihtiyacının yüzde 140'ı rüzgar türbinlerinden.



Danimarka'dan tarihi bir rekor: Enerji ihtiyacının yüzde 140'ı rüzgar türbinlerinden üretildi.

Yenilenebilir enerji konusunda her geçen gün kendisini geliştiren Danimarka bir rekora imza attı. Geçtiğimiz perşembe günü yapılan açıklamalara göre, ülkenin enerji ihtiyacının yüzde 140’ı rüzgar enerjisinden karşılandı.
Konumu sayesinde rüzgar enerjisi üretmeye elverişli Danimarka toprakları, geçtiğimiz hafta normal seyrinden yüksek rüzgarlar ile ülke ihtiyacının yüzde 140’ına denk enerjiyi üretti. İhtiyaç fazlası enerjinin yüzde 80’i Almanya ve Norveç ile paylaşılırken, yüzde 20’si İsveç’e aktarıldı.





2014 yılı ile karşılaştırıldığında Danimarka’nın rüzgar türbinleri ülke ihtiyacının yüzde 39’unu karşılarken son gelişmeler yenilenebilir enerji uzmanlarını heyecanlandırdı. Ecofys Enerji Danışmanlığı’ndan Kees van der Leun’un açıklamalarına göre, Danimarka’nın 2020 yılı yenilenebilir enerji planına, belirlenen tarihten önce ulaşılması bekleniyor.
Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği (EWEA) sözcüsü Oliver Joy yaşanan gelişmeler üzerine yaptığı açıklamada, “Bu durumla enerjisini yüzde 100 yenilenebilir kaynaklardan sağlayan bir dünyanın hayal olmadığını görüyoruz. Rüzgar enerjisi ve yenilenebilir kaynaklar, hem karbon salımı problemine çözüm hem de yüksek talep zamanlarında rezerv güvencesi olabilirler” dedi.






Yenilenebilir enerji konusunda her geçen gün kendisini geliştiren Danimarka bir rekora imza attı. Geçtiğimiz perşembe günü yapılan açıklamalara göre, ülkenin enerji ihtiyacının yüzde 140’ı rüzgar enerjisinden karşılandı.
Konumu sayesinde rüzgar enerjisi üretmeye elverişli Danimarka toprakları, geçtiğimiz hafta normal seyrinden yüksek rüzgarlar ile ülke ihtiyacının yüzde 140’ına denk enerjiyi üretti. İhtiyaç fazlası enerjinin yüzde 80’i Almanya ve Norveç ile paylaşılırken, yüzde 20’si İsveç’e aktarıldı.






2014 yılı ile karşılaştırıldığında Danimarka’nın rüzgar türbinleri ülke ihtiyacının yüzde 39’unu karşılarken son gelişmeler yenilenebilir enerji uzmanlarını heyecanlandırdı. Ecofys Enerji Danışmanlığı’ndan Kees van der Leun’un açıklamalarına göre, Danimarka’nın 2020 yılı yenilenebilir enerji planına, belirlenen tarihten önce ulaşılması bekleniyor. Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği (EWEA) sözcüsü Oliver Joy yaşanan gelişmeler üzerine yaptığı açıklamada, “Bu durumla enerjisini yüzde 100 yenilenebilir kaynaklardan sağlayan bir dünyanın hayal olmadığını görüyoruz. Rüzgar enerjisi ve yenilenebilir kaynaklar, hem karbon salımı problemine çözüm hem de yüksek talep zamanlarında rezerv güvencesi olabilirler” dedi.








Her ne kadar rüzgar enerjisi; temiz enerji, yeşil enerji olarak adlandırılsa da rüzgar enerjisinin bulunduğu ekosistemdeki canlılar üzerinde yarattığı tehlike, bu enerji türünün doğa dostu olarak adlandırılması konusunda şüphe teşkil ediyor. Yenilenebilir enerji uzmanları konu hakkında gelişmelerin devam ettiğini, rüzgar türbinlerinin tamamıyla doğa dostu olması üzerinde çalıştıklarını belirtiyor.

Read More

Güneşi Takip Eden Dev Güneş Çiçekleri



James Cameron'dan güneşi takip eden Dev Güneş Çiçekleri



Büyük projelere attığı imzalarıyla ünlü, Avatar'ın yönetmeni James Cameron şimdi de daha fazla güneş enerjisi toplayabileceğini umduğu, estetik, yeni bir güneş cihazı tasarladı. Bu cihaz çatılardaki mevcut güneş toplaçlarına bir alternatif. Mevcut sabit toplaçlar belli bir açıyla düşen güneşi toplayabiliyor, oysa takip sistemi olan toplaçlar güneş enerjisini en yüksek kapasitede toplayabiliyor. İşte bu sebeple “Güneş Çiçeği” güneşi takip edebilecek şekilde yapıldı, böylece güneş gökyüzünde hareket ederken olabildiğince gün ışığını absorbe edebilecek.

Tasarımda güneşi gün boyu takip eden ayçiçeklerinden esinlenildi. Böylece verimliliğin yanı sıra güneş teknolojisini daha sanatsal bir çalışmayla göze daha hoş görünür hale getirmek ve bu sistemlerin yaygınlaşmasına katkıda bulunmak istenmiş.







Enerji jeneratöründen çok, bir sanat eserini andıran bu 10 metre yüksekliğindeki yapı, 14 büyük yaprağa sahip. Cameron bu projedeki takip sistemi için Sonnen adlı teknoloji şirketiyle çalıştı. Bu sistemde; astronomi verileriyle güneşin günlük rotası hesaplanıyor, “Güneş Çiçeği”nin yüzü bu hesaplara göre yönlendiriliyor.İlk çiçekler, geçen ay, kâr amacı gütmeyen, doğa dostu ve sürdürülebilir yaşamı destekleyen MUSE okulunun Malibu kampüsüne yerleştirildi. Cihazlar hâli hazırda elektrik şebekesine bağlı, ancak yakın zamanda yeni çıkacak enerjiyi depolayabilen pillerin (Powerwall battery) denenmesi de dört gözle bekleniyor.Günümüzde bağlantılı beş “Güneş Çiçeği”nin ürettiği elektrik günlük 260 kWh, bu da yaklaşık olarak okulun günlük enerji ihtiyacının yüzde 75 – 90’ını karşılıyor. Ancak sıcak yaz günlerinde bunun yüzde 100’e ulaşacağı tahmin ediliyor. Ortalama Amerikalı bir ailenin günlük yaklaşık 29 kWh elektrik tükettiği göz önüne alınırsa, bu çiçeklerden sadece biri bunu karşılamaya yetecek.






Cameron tasarımının patentini alırken, aynı zamanda tüm tasarım planlarını da açık-kaynak olarak sunuyor. Böylece cihaz dünyanın her yerinde kopyalanabilecek. Beraberinde tasarladığı şık gösterge tablosu ise, MUSE öğrencilerinin bir yandan güneş toplacının ardındaki mühendisliği öğrenirlerken, bir yandan da ne kadar enerji üretildiğini takip edebilmesini sağlıyor.






“Güneş Çiçekleri” sadece göze hitap etmiyorlar, aynı zamanda beklenmedik bir fayda daha sağlıyorlar: Gölge. Bu yüksek yapılar, güneş hareket ettikçe, hareket eden dev plaj şemsiyelerine benziyorlar. Bu cihazların, gölge sorunu olan geniş çöl arazilerinde, hem ucuz elektrik üretmede hem de gölge sağlamada ne kadar faydalı olabileceğini tahmin edilebiliyor. Tasarımın açık-kaynak halde sunulacak olması sebebiyle de yakında birçok yerde bu tasarımın ve türevlerinin karşımıza çıkması olası
Read More

Yenilenebilir enerjileri kömürden daha ucuza getirme planı açıklandı



İklim Değişikliğini önlemede yenilenebilir enerjileri kömürden daha ucuza getirme planı açıklandı.




Bilim adamları ve iktisatçılar iklim değişikliğinin önüne geçecek kritik bir adım atarak, yeşil enerjinin 10 yıl içinde kömürden daha ucuz hale gelmesi için çalışmalarda bulunacak bir komisyon kurdu. Ekip bu hedefini, 1960’lardaki Apollo programında ABD’nin verdiği ‘gelecek on yılın sonunda aya insan gönderme’ sözüne benzetiyor.







Aralarında İngiliz Hükümeti’nin bilim konularındaki eski baş danışmanı Sir David King; Royal Society’nin eski başkanı Lord Rees; Lord Stern ve Lord Rayard gibi ekonomistlerin bulunduğu önde gelen akademisyenler, en kirli fosil yakıt olan kömürden vazgeçmeden küresel ısınmanın önlenemeyeceği görüşünde.Projeyi ‘Global Apollo Programı’ olarak adlandıran ekip, yenilenebilir enerji, depolama ve elektrik nakli gibi temel konularda araştırmaları ve ilerlemeyi arttırmak amacıyla bir uluslararası mutabakat çağrısı yapıyor ve dünyanın her yerinden ülkelerin desteğini almayı umuyor.


Proje ekibi, araştırmalarında rüzgar, güneş ve diğer yeşil enerji türlerini 2025’e kadar kömürden daha az maliyetli bir güç kaynağı haline getirmeyi hedefliyor. İklim değişikliğinin önlenebilmesi için küresel ısılardaki artışın 2°C’yi geçmemesi gerekiyor ve bu hedef bunu mümkün kılıyor.

Programın mimarlarından olan ve yıllardır fosil yakıtlardan uzaklaşarak ‘karbonsuzlaştırılmış’ ekonomiye geçmeyi savunan Sir David şöyle diyor:

“Her şey şu an karşı karşıya kaldığımız iklim değişikliği riskiyle başladı. Yaklaşan büyük bir felaket, fakat bu bence önlenebilir.”

Geçtiğimiz günlerde Londra’daki Royal Society’de programının açılışında konuşan Sir David

“Bu çok önemli küresel bir fırsat ve harekete geçmemiz gerekiyor” diyor ve ekliyor: “2°C’nin altında kalmak oldukça zorlu olacak. Buna acilen çözülmesi gereken bir sorun olarak yaklaşmalıyız. Bu yolda hemen adım atmazsak gelecekte çok daha büyük sorunlarla uğraşmak zorunda kalacağız”.

Global Apollo raporunun yedi yazarının arasında Royal Academy of Engineering’in ve BP’nin eski başkanı Lord Browne; kabine eski sekreteri Lord Gus O’Donnell ve Finansal Hizmetler Kurulu ve İklim Değişikliği Komitesi’nin eski başkanı Lord Turner bulunuyor.

Yenilenebilir enerji için yapılan küresel araştırmalar ve ilerlemelere ayrılan fon oldukça az; araştırmalara ayrılan tüm küresel kamu fonunun yalnızca %2’si. Rapora göre bu miktarın yılda 6 milyar dolardan yılda en az 15 milyar dolara çıkarılması gerekiyor.






Yıllık karbondioksit emisyonları fosil yakıtların, özellikle de kömürün kullanıldığı ekonomilerde durdurulamayacak bir hızda artıyor. Karbonsuz yeşil enerji 2°C’lik sıcaklık artışını önleyecek şekilde yıllık emisyonları azalatacaktır.







London School of Economics İktisat Fahri Profesörü Lord Layard’ın belirttiği üzere bu rakama, Global Apollo konsorsiyumuna katılan ülkelerin gayrisafi milli hasılalarının yüzde 0,02’sini projeye ayırmasıyla ulaşılabiliyor.

Lord Layard şöyle diyor: “Bu tıpkı aya insan göndermek kadar büyük ve zorlu bir görev… Bunun problemi çözmek için en asgari ihtiyaç olduğuna inanıyoruz. İyi haber, bu teknolojik ilerlemeyi görüyoruz. Kötü haberse, bu ilerleme yeterince hızlı değil.”

İklim değişikliği ekonomisi üzerine hükümet raporu hazırlayan komitenin başkanı Lord Stern, kömürün şu anki maliyetinin bir ton için 50 dolar olduğunu fakat çevreye verdiği zarar ve insan sağlığına etkileri de göz önünde bulundurulunca bu rakamın yaklaşık 200 dolara çıktığını belirtiyor.

Lord Stern: “Gelecek yirmi yılda insanların yaşam tarzlarında önemli değişikliler olacak. Bu konu problem teşkil ettiği gibi, yenilenebilir enerjiyi rekabet edebilir hale getirecek teknolojik gelişmeler için yeni fırsatlar da sunuyor. Şehirlerimizi, ulaşımlarımızı ve enerji sistemlerimizi gelecek 20 yılda nasıl inşa ettiğimiz kritik eşik olan 2°C’de kalma ihtimalimizi belirleyecek. Bu zamanı gelen, hatta ertelenemeyecek bir fikir.”

2010’da dünya liderleri küresel ısı artışını 2°C’de sınırlandırma konusunda hemfikir oldu. Bu, atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonunun 450 ppm’de (bir milyon parçacıkta 450 karbondioksit) tutulması anlamına geliyor.


Fakat fosil yakıt kullanımı ve özellikle kömürle çalışan güç istasyonları karbondioksit emisyonlarındaki artışı devam ettirerek konsantrasyonun 400 ppm’e ulaşmasına sebep oldu ve bu rakam hiç de azalacak gibi durmuyor. Bu sırada küresel enerji talebinin 2035’de üçte bir oranında artması bekleniyor.

Global Apollo raporuna göre ortalama sıcaklık, sanayi öncesi dönemdeki seviyenin 0,8°C üzerinde.

Raporda, sıcaklığın bu seviyenin 2°C üstüne çıkması durumunda milyarlarca insanın kuraklık, seller ve fırtınalar gibi ciddi çevre felaketleriyle karşılaşacağı ve milyonlarcasının geçim sıkıntısı yüzünden göç etmek zorunda kalacağı belirtiliyor.

Global Apollo Programı güneş ve rüzgar gücü gibi yenilenebilir kaynaklardan elde edilecek elektiriği ucuz hale getirerek kömürü devre dışı bırakmayı amaçlıyor. 10 yıllık bu programın mimarları, teknolojideki gelişmelerin yeşil enerjiyi daha etkili ve uygun maliyetli hale getirebileceği 6 temel konu tespit etti. Bu altısından üçü kritik olarak önemli:



Apollo İlkeleri: Üç Temel Hedef

Yenilenebilirler:

Dünya çapında yenilenebilir enerji kaynakları hakkında kamu destekli araştırma ve gelişmelerin yılda 6 milyar dolar düzeyinde olduğu tahmin ediliyor. Bu, yenilenebilirler için yıllık üretim sübvansiyonu olan 101 milyar dolar ve 550 milyar dolarlık fosil yakıt endüstrisi sübvansiyonuyla karşılaştırılabilir. Araştırma ve ilerlemeler güneş enerjisi ekonomisini ciddi bir biçimde değiştirebilir. Örneğin Güneş yeryüzüne, insan talebinin 5000 katı kadar enerji sağlıyor. Güneş ışığını direkt olarak elektriğe çeviren güneş panellerinin maliyeti 1992’de 10 dolar iken günümüzde 50 centin altına düştü. Rüzgar enerjisi maliyetindeki düşüş daha yavaş fakat rapora göre bu, yeni metodlarla dönüştürülebilir.

Elektrik depolama:

Rüzgar ve güneş düzensiz enerji kaynaklarıdır. Güneş ışırken ya da rüzgar eserken elde edilen elektriğin soğuk geceler ve rüzgarsız günler için depolanması bu kaynakların maliyetini verimli hale getirecektir. Global Apollo Programı bataryalar, termal depolar, basınçlı hava, yakıt pompaları, çarklar, erimiş tuz, pompalı hidroelektrik ve hidrojen yakıtlar hakkında araştırmalara ihtiyaç olduğunu ve bunların enerji depolarının gelişmesi için temel konular olduğunu vurguluyor.

Akıllı şebekeler:

Arz ve talebi dengeleyerek elektrik aktarımının daha etkili şekilde sağlanması ve elektrik şebeke yazılımının geliştirilmesi gereksiz kayıpları büyük bir oranda önleyebilir. Şebeke gücünün yüzde 30 ötesine yenilenebilir enerji dağıtımındaki temel sorun, mevcut elektirik şebekelerinin zayıf entegrasyonudur. Akıllı şebekeler bunu geliştirerek yeşil enerjiyi daha etkili ve uygun maliyetli hale getirebilir.


Raporun yazarları

Sir David King

Birleşik Krallık Hükümet Eski Başuzmanı Chief Scientist

Lord Browne

Royal Academy of Engineering eski başkanı ve BP eski CEO’su

Lord Stern

IG Patel Professor of Economics and Government, LSE. Grantham Research Institute’de İklim Değişikliği ve Çevre Başkanı

Lord O’Donnell

Frontier Economics Başkanı, Birleşik Krallık Kabine Eski Sekreteri

Lord Rees

Kraliyet Astronomu ve Royal Society Eski Başkanı, Cambridge Trinity College Eski Yöneticisi,. Kozmoloji ve Astrofizik Fahri Profesörü

Lord Turner

New Economic Thinking Enstitüsü Kıdemli Araştırma Üyesi. Finansal Hizmetler Kurulu (Financial Services Authority) ve İklim Değişikliği Komitesi Eski Başkanı

Lord Layard

LSE Centre for Economic Performance – Refah Programı Direktörü ve İktisat Fahri Profesörü



Read More

Dünyanın mutluluk sıralamasında ilk 5 te yer alan Kosta Rika 75 gün boyunca sadece yenilenebilir enerji kullandı



Kosta Rika, kendi ürettiği yenilenebilir enerjiyi arka arkaya 75 gün boyunca kullanabildiğini açıkladı.



Ülke, son dönemdeki sağanak yağışlar sayesinde bu başarıyı elde etti. Yağışlar sayesinde dört hidroelektrik tesis, yılın ilk üç ayı boyunca enerji üretmeye devam etti.


Kosta Rika Elektrik Enstitüsü, Aralık 2014'ten bu yana ülkede elektrik üretmek için fosil yakıt kullanılmadığını belirtti. Küçük bir ülke olan Kosta Rika'da, temiz ve yenilenebilir enerji kullanımı bir devlet politikası olarak uygulanıyor.


4 milyon 800 bin nufuslu ülke, yenilenebilir enerji üretimi konusunda önemli aşamalar kaydetti.Geçen yıl kullanılan enerjinin %80'i hidrosantrallerde üretildi. Çok sayıda yanardağ bulunan ülkede tüketilen enerjinin %10'u ise jeotermal enerjiden sağlandı.


Bugün itibariyle Kosta Rika %94'e kadar varan oranda yenilenebilir enerji kullanıyor.


Zengin petrol kaynakları çevre için kullanılmıyor.


Ülkede yeni jeotermal projeler de sürüyor. Böylece ülkenin gelecekte fosil yakıt kullanmasının önüne geçilmek isteniyor. Her ne kadar ülkede zengin petrol kaynakları bulunduysa da, hükümet çevresel nedenlerle bu kaynakları kullanmamayı tercih etmişti.






Kosta Rika'da çok sayıda yanardağ bulunuyor ve bu yanardağlar jeotermal enerji üretiminde kullanılıyor.


Hükümet 2014 yılında 958 milyon dolarlık bir jeotermal projeyi onaylamıştı. Bu gelişmeler, ülkenin 2012 yılında ''karbonsuz hava'' projesi için altyapı hazırlıkları olarak değerlendiriliyor. Dünya ekonomik forumu, 2014 küresel rekabet endeksinde Kosta Rikayı Uruguay'dan sonra Latin Amerika'da elektrik ve iletişim altyapısı konusunda ikinci sırada göstermişti.
Read More

Japonya'da Nükleer Santral'e Mahkeme Engeli



Japonya'da bir mahkeme, Takahama kenti sakinlerinin güvenlik endişesiyle dava açması üzerine iki nükleer reaktörün yeniden çalışmaya başlamasına izin vermedi.

Söz konusu santral, ülkedeki nükleer reaktörlerle ilgili düzenlemeleri yapan kamu kurumundan işletme yetkisini almıştı. Ancak kent sakinleri mahkemeye başvurarak reaktörlerin güçlü bir depreme dayanıklı olmadığını belirtti ve açılmamaları talebinde bulundu.

Japonyada 2011'de yaşanan Fukuşima felaketi sonrasında 48 ticari nükleer reaktör kapalı durumda. 11 mart 2011'de Japonya'nın kuzeydoğusunda yaşanan 9 büyüklüğündeki depremde hasar görmüş, atmosfere radyoaktif madde salınmıştı. Olayın ardından Japonya'da kontrol için tüm nükleer reaktörler kapatılmıştı.
Read More

Türkiye'nin en büyük Hibrit Enerji Santrali Kuruldu.



Gediz Üniversitesi, öğrenci otoparkına rüzgar ve güneşten aynı anda elektrik üreten hibrit santrali kurdu. Büyük bölümü yerli teknoloji olan 2.2 milyon TL maliyetli çevreci tesisiyle yılda 350 bin TL tasarruf edilecek,atmosfere 450 ton karbo salınımı önlenecek.

Gediz Üniversitesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına yönelik bilimsel çalışmalarını çevreci projeyle taçlandırdı. Kampüse Türkiye'nin en büyük hibrit enerji santrali kuruldu. İzmir Kalkınma Ajansının Yenilenebilir Enerji ve Çevre Teknolojileri Mali Destek Programı kapsamında 1 milyon TL ile desteklediği proje, toplam 2.2 milyon TL'ye mal oldu. Üç bin metrekarelik öğrenci otoparkının üzeri bin 600 güneş paneli ile kaplandı,bir de rüzgar türbini yerleştirildi. Büyük bölümü yerli teknoloji olan santral, güneş ve rüzgar enerjilerini birleştirerek saatte 500 kilovat elektrik üretiyor.

Gediz üniversitesi, elektrik ihtiyacının en az yüzde 60'ını buradan sağlayacak ve yılda 130 bin dolar (yaklaşık 350 bin TL) tasarruf edecek. Yenilenebilir kaynakların elektriğe dönüştürülmesiyle her sene, çevre kirliliğine neden olan 450 ton karbon salınımı engellenecek. Doğa dostu bu tesis Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi tarafından araştırma ve eğitim labaratuvarı olarak da kullanılacak, yenilenebilir enerji sektörünün ihtiyaç duyduğu teknik personel burada uygulama yapacak.
Read More

Enter your email address:

Delivered by FeedBurner

TWEETS BY YENİLENEBİLİR